|
Sayfa 2 Toplam 7 İnanç konusunda ne kadar objektif olunabilir?
Yukarıda kurulan önermelerden sonra biraz objektiflik üzerine yazmak istiyorum.
3 önermeyi üretebilen, sistematiği aynı olan bir aklın "diğer" olan önermelere durup baktığı yer önemlidir.
Yani,
- dini kuralların, peygamberin sözlerinin veya ayetlerin "makul !"olmaması kişiyi "o dini" iman dışı bir pencereden izlemeye itiyorsa,
- her şeyin bir sebebe bina edildiği, maddenin sonradan olduğunun tesbit edildiği bir evren, önermeleri kesinlikle "ateizmle alakası olmayan bir pencereden" izlemeye davet ediyorsa,
- insan vicdanı ve aklı, Allah'ın mükemmelliğiyle, yaşanan milyarlarca zulmün bağdaşmayacağını, bu yüzden "deist bir pencere" haricinde bir pencereden önermeleri değerlendirmeye bizi çağırıyorsa,
insan hangi bakış açısıyla dünya hayatını ve Tanrı'yı değerlendirecek.
ateist, evrende hiçbir nizam görmemek için deneylerini yapacak.
deist, zulmün olmadığını bir şekilde isbatlamaya çalışacak.
mümin de insanları cehenneme göndermekle uğraşacak.
işte Kur'an'da pek çok yerde ifade edilen gerçek: Araf Suresi :
(14) Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver.”
(15) Allah da, “Sen süre verilenlerdensin” dedi.
(16) Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım.”
(17) “Sonra onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.”
Kişiler "kendi inançları" yerine "diğerlerini" sorguladıkları müddetçe, kendilerine yeni önermeler sunan, sağlarından sollarından onlara fikirler getiren şeytanın oyuncağı olacaktır. Bir referans noktası bize lazım gözüküyor.
İpimizi bağlayacağımız sağlam bir direk.
düşünce okyanuslarında nefessiz kalacağımız anlarda kendimizi kendisine doğru çekeceğimiz bir kıyı lazım bize.
ve bu sağlam direğin ne olacağını kimseden dinlememesi lazım.
şeytanın yönlendiremeyeceği varlıkları izlemesi lazım.
bir koruya çekilip, bir zamanların kara tohumlarının semaya doğru uzanışlarını izlemesi,
dibinde gezinen, hiç durmazcasına çalışan karıncaları, böcekleri, görmesi
ve kendisinin ne olduğunun ve ne işe yaradığının tesbitini yapması lazım.
"Allah'ım varsın ve amaçsızca yaratmaktan münezzehsin" önermesine tutunması lazım.
her sıkıştığında, yanlış olma ihtimali bulunmayan bu önermenin gölgesine koşması lazım.
vazifesinin "bizzat bu düşünce koşuşturmaları" olduğunu farketmesi lazım.
Bu direğe tutunup dinini sorgulasın o zaman kişi, ateizmi, deizmi sorgulasın.
Şeytanın "objektif olmakla kandırıp, açık okyanuslara çektiği kişilerin sayısının hiç de az olmadığını görüyorum ben.
belki de bu yüzden, Tanrı inancı olmasına rağmen Allah Kur'an'ında en çok tevhidi, varlığını, birliğini, eksikliklerden münezzeh oluşunu bize vurguladı. Kıyametten önceki son Peygamberin mesajınının içeriğinin her yerine uluhiyyet serpiştirdi.
Devamı ( Hz. Muhammed böyle bir sistemi niçin kurar? )
|