(Mini-MP3-Player v2.2 (c) Ute Jacobi - unregistered version - Only Free for NonCommercial Website)
Aşk Delili
Kategori : Editör , Yazar : hakan s. , Okunma : 257
Allah'ın varlığına dair çeşitli deliller ileri sürülmüştür. Kozmolojik delil, ontolojik delil, ahlak delili vs. Ben yeni bir delil ihdas etme gayesiyle yazmıyorum bu yazımı. Belki ileride ileri sürülebilecek, detaylarıyla irdelenebilecek bir delili kendimce sunmayı düşünüyorum.
Aşk, tarif edilemeyen duyguların başında gelir. İnsana özgüdür. Etten, tırnaktan, kaştan, gözden müstağnidir, "ilahidir", anlamsızdır, kendisi olmadan hayatı anlamsızlaştırandır, güç ve sabır timsallerini yıktığı da görülmüştür, uyuşmuş bedenleri şahlandırdığı da. İlahi bir dokunuştur inanç taşıyanlarca. İnançsızların, cinsellikle ifade etmeye yeltendikleri ama kendi vicdanlarına bile bu yorumu kabul ettiremedikleri bir olgudur. Ölecek olandan, çürüyecek ve unutulacak olandan fazla bir şeydir.
Allah'ın varlığının en ciddi delilidir. Çünkü aşk olmadan din duygusu anlamlandırılamıyor, Allah sevgisi, peygamber sevgisi bu duygunun hedefi olarak önümüze konuluyor. Rahatlığa odaklanmış bir dünyada "özündeki aşkı" sahibine teslim edenlerde görüyoruz değişimi ve dünyayı değiştirebilme yeteneğini.
Aşk'ın sebepsizliği gibi ilahi merhametten ümitvar oluyoruz. Sevgilinin hayalleri süsleyen, o bize gelişi gibi af kapılarının açılacağından "aşk" sayesinde neredeyse emin oluyoruz. Günahtan içimize düşen ızdırap aklımıza cehennemi değil de "belki de bu yüzden vefasızlığı" getiriyordur.
Aşk, insanı çaresizce düşünce ikliminde inansa da inanmasa da Allah'a yaklaştırıyor. Bu hissettiği şeyin, etten, tırnaktan, bir yüz güzelliğinden fazla birşeyden kaynaklandığını hissediyor insan. Var olma amacıyla, dünyanın en sert ve şefkatli darbesiyle karşı karşıya getiriyor insanı. Öylece içine sızan şeyi istese de istemese de yaşamak durumunda kalıyor. Kaderi hatırlatıyor aşk bize. Bilinen bir silsileyi. Belki de bu yüzden her aşk "bir durgunluk, bir bunalım haliyle birlikte geliyor insana". Alışageldiği bedeni yaşayışların bayağılığını bunca senedir hissedemediği gerçekliğiyle birlikte geliyor, sefilliğini gösteriyor insana.
Henüz aşık olmamışların anlayamadığı gibi aşkı, peygamberi anlayamamışları içimizdeki yarım yamalak aşkımsı duygularla o aşka çekmeye çalışmışlığımız bile aşk delilinin bir delilidir. Bir aşka yapılmış en büyük vefasızlıkları düşünün, ki hepsine sahibiz, çırpınışlarımız yine de o aşk iklimine yeni simalar çekmekse affa medar oluyor. Kapıları kapamıyor.
Bir huzur duygusuyla içimize girdiği günden beri, "O'na kavuşmayla", "diğerleri" arasında tercih yapan duygularımız bizi aslında sevdiğiyle ilk konuşma anındaki heyecana mağlup olacağı düşüncesindeki insanla benzeştiriyor.
Duygularını söyleyemeden reddedilmek istemiyor gibi hisseder insan böyle zamanlarda. Ayrılığa alışmış gibi, reddedilmeden henüz, yüzlerce kez reddedilmiş gibi; ama yine de söylemeye azimli duygularını. Bu sıcaklığa o kadar güvenmiş ki sevgilinin içini eritecek bakışlara sahip olduğuna artık emin gibidir. Izdırabı bütün günahlarını affetirmiş gibidir. Cehennemler bu duygularla onu almaya utanacak gibidir. Cennetler bu duygulara karşılık verebilecek saray bulamayacak gibidir. Sevgilinin yüzünden başka hiçbir şeyin muadili olamayacağı bir duygudur aşk.
Allah'ın varlığının "vazgeçemeyeceğimiz" bir delilidir.
Yorumlar (0)
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmeniz için siteye giriş yapmanız gerekmekte.. Hala üye değilseniz lütfen öncelikle üye olunuz.