Türkiye Ağlıyor Yazdır E-Posta
Üye Oyları: / 1
OlumsuzOlumlu 
Kategori : Mehmet Özçelik , Yazar : Mehmet Özçelik , Okunma : 246

ImageTürkiye şehitlerine ağlıyor..ölmeyen,yaşayan şehitlerine.Kur’an onlara ölmemiştir,lakin siz bilmezsiniz[1] diyor.

 Şerefsizlerin vurmasıyla şeref kazanan,binlerce insanın ulaşamadığı makama ulaşan bu insanlar,gerçek hayatı yaşıyorlar.Teröristler bunlara gübre oluyor.Onlar dallarından koparılan çiçekler,her yerde açan çiçekler oluyor.

 Haberleri seyrederken gönüllere ateş,gözlere yaş,nefislere nefret,imana güç,millete bir bütünlük ve maya oluyor..mayasızlar müstesna...mayası bozuk..kanı bozuk,nesli bozuklar için bir sırıtma ve sırtlan havası oluşuyor.

Geridekiler dualarıyla Mehmetçiğe destek olmalı,içteki destekçilerinin kökünü dualarıyla kurutmalı.
 Pkk hep beslendi ve hala beslenmekte..gittikçe çuvala artık sığmayan mızrak dışarıya taşmakta..işte Ergenekon..
 Ergenekonla ilgili bu ve bu gibi pislik ve uzantıları ile ilgili çok belgelere ulaşıldı..gerçi o belgelerde çuvalın dışarıya taşan kısmı idi..asıl kökü içte derinliklerde..Bunun belgelerini[2] sitemizde belgeledik.
 *”Başbakan Ecevit (1974)temmuz ayında Genelkurmay başka­nının şaşırtıcı bir talebiyle karşı karşıya kaldı. Orgeneral Sancar örtülü ödenekten "birkaç milyon lira" istiyordu.

 Ecevit anlatıyor: "O yıllarda milyonlar büyük paraydı, benden istenen miktar da örtülü ödenekteki paranın tümü­ne yakındı. Genelkurmay'dan bu paranın ne amaçla istendi­ğini sordum. 'Özel Harp Dairesi için istiyoruz' yanıtı geldi. Öyle bir resmî dairenin o zamana kadar adını bile duyma­mıştım. Şimdiye kadar bu dairenin ihtiyaçtan nereden kar­şılanıyordu diye sordurdum. O zamana kadar bu dairenin tüm giderlerini, bir gizli ödenekle ABD'nin karşıladığı, ancak artık ABD'nin bu katkıyı kestiği bana bildirildi. Bu dairenin, Özel Harp Dairesi'nin nerede bulunduğunu sordum. 'Ameri­kan Askerî Yardım Heyetiyle aynı binada' yanıtını aldım. Bu yanıtlar beni hayrete düşürdü ve kaygılandırdı.

 Truman Doktrini çerçevesinde Türkiye'de 10 ağustos 1947 yılında "Amerikan As­kerî Yardım Kurulu" (Jammat) kuruldu. Kurul adını 1958 yılında "ABD Askerî Yardım Kuru­lu" (Jusmmat) olarak değiştirdi. Amerikalılar kurula büyük önem veriyorlardı, başında hep tümgeneral bulunduruyorlardı. 1965 yılında Seferberlik Tetkik Kurulu'nun, Özel Harp Dai-resi'ne dönûşmesiy'" Ankara'da aynı binada "hizmet" verdiler. Jusmmat'ın ayrıca, Genel­kurmay içinde de bir odası vardı !

 Yine Ecevit anlatıyor: "Bilgi vermek üzere rahmetli Semih Sancar'la o sırada Özel Harp Dairesi başkanı olduğunu öğ­rendiğim Tuğgeneral Kemal Yamak ve bir iki subay geldiler. Anlattıklarının özeti şu idi: ÖHD, Türkiye'nin veya bir kısım topraklarımızın düşman istilasına uğraması durumunda, istilacılara karşı gerilla yöntemleriyle ve her türlü yeraltı et­kinliğiyle mücadeleye hazırlanmak üzere kurulmuştu. Adla­rı gizli tutulan bazı Vatansever gönüllüler' Özel Harp Daire -si'nin sivil uzantısı olarak çalışmak üzere ömür boyu görev­lendirilmişlerdi. Gereğinde bu gönüllü sivil vatanseverlerin kullanmaları için de Türkiye'nin bazı yerlerinde gizli silah depolan oluşturmuşlardı."[3]

 Ve 31 mart 1975'te AP, MSP, MHP ve CGP'nin oluşturdu­ğu Birinci Milliyetçi Cephe (MC) kuruldu...

 Kurulmasıyla birlikte "bazı vatansever gönüllülerin" ha-rekete geçmesi de bir oldu. Terör olaylarında ölenlerin sayı­sı 1974'te 4'ken, 1975'te 35'e; 1976'da l O4'e ve 1977'de 292 kişiye fırladı. 1974'te Ecevit'e verilen brifingde sözü edilen Özel Harp Dairesi'nin sivil uzantısı olarak ömür boyu çalış­mak üzere görevlendirilmiş, adlan gizli tutulan kişilerdi bunlar. Türkiye 1975-1980 yularını bu kişilerin yarattığı korkunç bir terör dönemi olarak yaşadı.[4]

 Not:Bizim teknik organizasyonumuzu başta CIA ve İsrail meşeli elemanlar yapınca,rahatlıkla her türlü mahremiyete birinci elden ulaşyorlardı.Gerçekten bize ileriye götürücü teknikleri sağlıyorlardı ancak kendi her türlü bilgilerine de,teknolojik olarak tüm bilgisayar girdi-çıktı bilgilerine de rahatlıkla vakıf oluyorlardı.Tıpkı önceden yapılan MİT_CIa organizasyonu ve düzenlenmesi ve bugünlerde israille yapılan ortak ancak şartlı elektronik-güvenlik denetleme ve kontrol güvenlik anlaşmaları gibi…

 “Ecevit, 1974'te, Kıbrıs Müdahalesi'nden önce Sancar'dan duyduğu "devlet sırrını, yani ÖHD gerçeğini, kendi deyimiy­le "bir zehir gibi içinde saklamıştı." Ama l Mayıs ve kendisi­nin Taksim mitingi provokasyonlarında ÖHD'nin "sivil kesi­minin" kuvvetli kuşkulan vardı ve bu ismi artık saklayama-yacağına karar verdi.

 6 mayısta Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e gidip bütün kuşkulannı bir bir anlattı. Korutürk bunları yazılı vermesini istedi.

 Ecevit, bu isteği yerine getirmeden önce partisinin 7 ma­yısta izmir'de yapılan açık hava toplantısında isim verme­den, "devlet içinde fakat devletin bilgisi ve denetimi dışında" bir örgütten söz etti. Herkes bunu MiT sandı!

 Sonra da Korutürk'e istediği bilgileri içeren bir mektup gönderdi. Ecevit'in mektubunda yazanlarla ÖHD ve kontrge-rilla başbakanlık yapmış bir devlet adamının kaleminden ilk kez resmiyet kazanmış oluyordu. Bu bakımdan mektubun önemli maddelerini anımsamakta yarar var: /'• "Söz konusu örgüt gerilla ve kontrgerilla savaşlan için ve her türlü yeraltı faaliyetleri için planlar yapar ve insan yetiş­tirir. Gizlilik içinde çalışır, demokratik hukuk dışındadır.

 12 Mart döneminde sözü çok geçen ve 'kontrgerilla' denen kimselerin bu örgüte bağlı olma olasılığı vardır.

 Bu eylemlerden bazılan görünürdeki çoluk çocuk değil, ancak güçlü bir örgüt tarafından düzenlenecek nitelikte­dir. Özellikle l Mayıs 1977 Taksim Olayı bu izlenimi ver­mektedir.

 Bu örgütte görev almış, yönetici olarak çalışmış kimseler­den bazılannın emekli olduktan sonra da, bilgilerini ve yetiş­tirdikleri elemanlan, siyasal nitelikteki eylemler için kullan-dıklannı gösteren belirtiler vardır."

 Ecevit mektubunda komando kadrolarından ve maddî destek veren bazı işadamlanndan da isim vererek söz edi­yordu.(151)

 Korutürk mektubun birer kopyasını, 10 mayısta Başba­kan Demirci ve Genelkurmay Başkanı Sancar'a gönderdi.
 Mektubu alan Demire! de Ecevit'e bir mektup gönderdi ve vehme dayanarak tahkikat yapılamayacağını, en ufak bir delili varsa bildirmesini istedi.
 Bu mektupların 5 şubat 1978'de basında çıkmasıyla bir­likte tartışma yeniden hareketlenecekti.”[5]
 
 -“Ancak sorulacak bir soru var; yıllardır basında yazılan, Susurluk Olayı'nda da adı geçen Asala'ya karşı eylemler or­ganize eden, "Mete Bey" kimdi ?”[6]

 &#-*8220;Duruşmada Behçet Cantürk'ün MlTteki videolu ifadesi izlendi. Cantürk, ifadesinin bir yerinde, "Kıbrıs'a Mehmet Gözen denilen kişiye eroin sevkıyatı yaptık. Mehmet Gö-zen'in Rauf Denktaş'ın oğlu Raif Denktaş'la. ilişkisi vardı. Bunlar çok iş yaptılar. Raif Denktaş ingiltere'ye eroin sevk ediyormuş. Biz Kıbrıs'a üç seferde 15 kilo eroin gönderdik."[7]

 *”ABD derin devleti, SSCB'nin Avrupa'yı işgal edebileceği varsayımıyla NATO üyesi ülkelerin tamamında "kontrgerilla örgütleri" kurmuştu…

 Türkiye dahil bütün üye ülkelerde kurulan derin mekanizmalar Brüksel'deki NATO karargahından yönetiliyor; kontrgerilla operasyonları ise CIA tarafından düzenleniyordu.

 NATO'ya üye olduktan bir yıl sonra Özel Harp Dairesi'nin kurulduğu Türkiye'nin diğer üye ülkelerden daha da derinde bir farkı vardı!

 ABD, Türkiye'yi yıllarca hep "stratejik müttefik" olarak tanımladı, değil mi?

 Washington'ın "stratejik müttefiki" Ankara'da demokratik süreçlerle iktidar olmuş hükümetlerden ziyade bütün kurumların üzerinde olan (asker dahil) Gizli İktidar-Derin Devlet yapılanmasıydı!

 Bu yapı, 1944'ten beri ABD'ye bağlı/bağımlı olarak hüküm sürdü: Şu cümleye dikkat ediniz, sadece ÖHD'yi değil Türkiye'yi perde arkasından yönetti!
 
 1 Mart tezkeresinin reddinden itibaren (2003) bu Amerikancı Gizli Mekanizma çok ciddi güç kaybına uğradı; 2006'nın 15 Mayıs'ında da lağvedildi!

 Son bir buçuk yıldır Türkiye'nin ABD'den kopmuş sahici devleti "Yeni Ankara" söz konusu Gizli İktidar kalıntılarını deşifre ediyor…

 Susurluk'un örtbas edilmesinin (veya Veli Küçük'e dokunulmayışının) ana nedeni o dönemde Gizli İktidar'ın hala egemen olmasıyla ilgiliydi…

 Artık Gizli İktidar hakimiyetini kaybetti: Bundan dolayıdır ki, 28 Şubat'ın ve Susurluk'un uzantısı Ergenekon çetesi un ufak ediliyor! “[8]

 Uzantıları bir çok yere,üniversitelere dayanmakta.Dünyadaki beşyüz üniversite içerisine girme başarısını gösteremeyen üniversiteler,şimdide baş örtüsüne 411 milletvekilinin onayı,Yök başkanının uyarısına rağmen,hala kimliksiz ve kişiliksizlik eseri gösterilerek terör estiriliyor,dolaylı olarak Pkk destekleniyor,pkk’nın ekmeğine yağ sürülüyor.

 Bir yandan pkk tarafından şehid edilen Mehmetçiğin yakınları göz yaşına boğulurken,diğer yandan üniversite kapılarında okuma arzusu içerisinde olan kız çocuklarının göz yaşı..ortak savaş..Belliki o göz yaşı çoklarını boğacaktır.

 Allah her ikisini de ağlatanları ağlatsın..göz yaşlarında boğdursun…

 Siyasallaşan üniversiteler bir şey üretemediklerinden çığırtkanlıklarla,halka ve değerlere muhalif hareketleriyle gündemde kalmaya çalışmaktadırlar.

 Üniversiteler bu toprağın değerlerine kulak vermiyorlarsa bile bir fransızı dinlesinler:

 “*Fransız asıllı Türk dostu yazar CLAUDE FARRERE “Türklerin Manevi Gücü”adlı kitabında;” Belki de yanılıyorum, ama Türkler eski hayatlarıyla bir ilgi kurmadan yeni bir hayata kavuşmak için giriştikleri tecrübede başarılı olabilirlerse çok şaşarım. Bana öyle geliyor ki, bugün kendilerine menfur gibi görünen, ama onlar için tek kurtuluş yolu olan mazilerine yavaş yavaş dönmek zorunda kalacaklardır !"der.

 Cephede pkk,arkasında ermeni,İsrail,abd ve batı dünyası..en hazinide içteki uzantısı.
 1970-lerdeki ateist,sosyalist,Marksist olanlar yerin dibine girmediler..ıslahı hal edenler saded harici kalmak suretiyle,değişik adlarla uyuz atlarını koşturmakta,kusmuklarını boşaltmaktadırlar.
 
 25 yıldır bu milletin başına maddi ve manevi bir bela ve bir veba oldu ve olduruldu.

 Hz.Peygamberin ve Kur’anın haber verdiği Ye’cüc ve Me’cüc [9]olma özelliğini gösterdi..fesadını gösterdi.

  Mehmet  ÖZÇELİK
 

--------------------------------------------------------------------------------

[1] Bakara.154,Âl-i İmran.169.
 
[2] http://www.tesbitler.com/yalan%20haberler/yalan_haberler.htm
 
[3] Soner Yalçın.Bay Pipo.sh.297.
 
[4] Dönemin MİT Müsteşarı Hamza Gürgûç'ün ölümünden sonra yayımlanan anıları, 135, Mehmet Yalçın, Aktüel, 18-24 temmuz 1991. 136(Age.308)

[5] age.335.

[6] age.420.

[7] Age.472.

[8] 19 Şubat 2008-Yeni Şafak.Tamer Korkmaz.
 
[9] 18/94,21/96.

Yorumlar (0)add
Yorum Ekle

Yorum ekleyebilmeniz için siteye giriş yapmanız gerekmekte.. Hala üye değilseniz lütfen öncelikle üye olunuz.


busy
 
< Önceki   Sonraki >

İstatistik

Üyeler: 3670
Haberler: 640
Linkler: 41
Ziyaretçi: 450084