Kategori : Mehmet Özçelik , Yazar : Mehmet Özçelik , Okunma : 269
Adıyamanlı Mahmut bey,memleketin eski ve ilk fotoğrafcılarındandır.Kıt kanaat da olsa geçimini sürdürmektedir.
O zamanki fotoğrafcılık da şimdiki gibi dijital olmayıp,sulu fotoğraf idi.Resmin en zor kısmı saatler süren rütuşu idi.
Bir arefe günü sabahtan beridir hiç müşteri gelmemiş,yarında bayram,elde-cepte ise bir kuruş para yok.
Üstüne sütlük birde büyük oğlan gelerek,yarın bayram olduğunu,elbise almak istediğini söylemesi ise ayrı bir sıkıntı oluşturdu.
Açılan yarayı daha da büyültmüş oldu.
Bu yetmiyormuş gibi,bir müddet sonrada en küçük oğlan gelerek,ayakkabıcıya gittiğini,ayakkabı istediğinde para getirmesini söylediğinden dolayı vermediğini,böylece babasından para isteyerek ayakkabı alacağını söylemesi,açılan büyük yaraya tuz-biber oldu.
Artık tahammül gücü kalmamış,kızarak gönderdiği oğlundan sonra,doğruca arzuhalciye giderek,daktiloya bir kağıt koyup dediklerini yazmasını söylemeye başlar;
Allahım!Beni sen yarattın..yarın bayram..bir kuruş param yok..üstelik çocuklardan birisi elbise,diğeri ayakkabı istiyor.
Aha Sen,ben ve çocuklar..bu durumumuza bir çare bul..bizi bu zor durumdan kurtar…
Dilekçesi birazda sinirli ve nazlıcadır.
Uzunca bir mektub yazar ve Ahmet Efendiye vererek şehrin merkezi camisi olan Kab Camiye,4 toplu iğnede vererek,Allah’ın evine asmasını söyler.
Ahmet Efendi caminin kapısına dilekçeyi asar.
Ve çayhaneye giderek çay içmeye ve konuşmaya başlarlar.Arası çok sürmez,içeriye bir yabancı girer.Fotoğrafçı sormaktadır.Çaycıda Mahmut Efendiyi gösterir.
Yabancı Mahmut Beye yaklaşarak;KardeşiALLAH’A VERİLEN DİLEKÇE
Adıyamanlı Mahmut bey,memleketin eski ve ilk fotoğrafcılarındandır.Kıt kanaat da olsa geçimini sürdürmektedir.
O zamanki fotoğrafcılık da şimdiki gibi dijital olmayıp,sulu fotoğraf idi.Resmin en zor kısmı saatler süren rütuşu idi.
Bir arefe günü sabahtan beridir hiç müşteri gelmemiş,yarında bayram,elde-cepte ise bir kuruş para yok.
Üstüne sütlük birde büyük oğlan gelerek,yarın bayram olduğunu,elbise almak istediğini söylemesi ise ayrı bir sıkıntı oluşturdu.
Açılan yarayı daha da büyültmüş oldu.
Bu yetmiyormuş gibi,bir müddet sonrada en küçük oğlan gelerek,ayakkabıcıya gittiğini,ayakkabı istediğinde para getirmesini söylediğinden dolayı vermediğini,böylece babasından para isteyerek ayakkabı alacağını söylemesi,açılan büyük yaraya tuz-biber oldu.
Artık tahammül gücü kalmamış,kızarak gönderdiği oğlundan sonra,doğruca arzuhalciye giderek,daktiloya bir kağıt koyup dediklerini yazmasını söylemeye başlar;
Allahım!Beni sen yarattın..yarın bayram..bir kuruş param yok..üstelik çocuklardan birisi elbise,diğeri ayakkabı istiyor.
Aha Sen,ben ve çocuklar..bu durumumuza bir çare bul..bizi bu zor durumdan kurtar…
Dilekçesi birazda sinirli ve nazlıcadır.
Uzunca bir mektub yazar ve Ahmet Efendiye vererek şehrin merkezi camisi olan Kab Camiye,4 toplu iğnede vererek,Allah’ın evine asmasını söyler.
Ahmet Efendi caminin kapısına dilekçeyi asar.
Ve çayhaneye giderek çay içmeye ve konuşmaya başlarlar.Arası çok sürmez,içeriye bir yabancı girer.Fotoğrafçı sormaktadır.Çaycıda Mahmut Efendiyi gösterir.
Yabancı Mahmut Beye yaklaşarak;Kardeşim bizim kalabalık vereseli bir tarlamız var,yarında bayram..akrabalarla bir araya geldik..kimisinin nüfus cüzdanı yok,resmi evraklar için fotoğraf lazım,eve gelde şunların fotoğraflarını çek,diyerek Mahmut Ustayı götürür.
Çayhanedeki arkadaşları kendi aralarında üç-beş kuruş toplayıp ona bayram harçlığı vermeyi de aralarında düşünür,konuşurlar.
Aradan üç saat geçmesine rağmen Mahmut Ustadan bir ses yoktur.Bildikleri yerinde aramak üzere arkadaşları varırlar.
Mahmut Usta büyük bir telaş içerisinde,resimlerin Araplarını kesmekte,önünde yığınla resim bulunmaktadır.
Yahu gelinde şunları bitirelim,ben yetiştiremeyeceğim,der,el birliğiyle bitirirler.
Mahmut Usta 56 lira almıştır.Bir çok arkadaşı ise aralarında toplayıp borç verecekleri para ise yarısı bile değildir.
Mahmut Usta sevinerek ve ısrarla arkadaşlarına da para teklif ederse de kabul etmezler.
Bayram olmadan Mahmut Ustanın duası kabul olmuştu.
*Bu yaşanmış olayda bir mazlumun duası…
İlçede zengin birisi Belediye Başkanı olur.Eskiden cumartesi günleri yarım gün mesa-i yapılırdı.
Köyden ilçeye satmak için bir hayvanını getiren köylü geç kalmıştır.Satışına izin verilmez.
Belediye Başkanına vararak,yalvarışla müsaade etmesi ister.Başkan Pazartesi gelmesini söyler.
Allah rızası için ister.Kükreyen Başkan,Allah rızaısını tanımadığını söyleyerek,bunu hakaretlerle gönderir.
Dışarı çıkan köylü elini açarak;
Ya Rabbi..görüyorsun..bu sadece beni kovmakla kalmadı..sanada hakaret etti.Bunu sana havale ediyorum,diye seslice yalvarır.
Çevreden duyanlar yapmamasını söyleyerek,gitmesini isterler.
O sırada bir askeri erkandan birisi Başkanın yanına gelerek;hadi yahu,hani Gaziantebe gidecektik..hem bir hasta askeride götüreceğim,der.
Başkanda;bende hasta bir hizmetçimiz vardı,onu götüreyim,der ve Jiple yola çıkarlar.
Vilayetten çıkacakları sırada arabanın tekeri çukura gelerek birkaç takla atarlar.Arabadan fırlayan Başkan başını bir kayaya çarparak orada ölürken,diğerlerine de bir şey olmamıştır.
Dilekçeler yerlerine varınca –acil-damgasından dolayı,öne alınmıştır.
MEHMET ÖZÇELİK
m bizim kalabalık vereseli bir tarlamız var,yarında bayram..akrabalarla bir araya geldik..kimisinin nüfus cüzdanı yok,resmi evraklar için fotoğraf lazım,eve gelde şunların fotoğraflarını çek,diyerek Mahmut Ustayı götürür.
Çayhanedeki arkadaşları kendi aralarında üç-beş kuruş toplayıp ona bayram harçlığı vermeyi de aralarında düşünür,konuşurlar.
Aradan üç saat geçmesine rağmen Mahmut Ustadan bir ses yoktur.Bildikleri yerinde aramak üzere arkadaşları varırlar.
Mahmut Usta büyük bir telaş içerisinde,resimlerin Araplarını kesmekte,önünde yığınla resim bulunmaktadır.
Yahu gelinde şunları bitirelim,ben yetiştiremeyeceğim,der,el birliğiyle bitirirler.
Mahmut Usta 56 lira almıştır.Bir çok arkadaşı ise aralarında toplayıp borç verecekleri para ise yarısı bile değildir.
Mahmut Usta sevinerek ve ısrarla arkadaşlarına da para teklif ederse de kabul etmezler.
Bayram olmadan Mahmut Ustanın duası kabul olmuştu.
*Bu yaşanmış olayda bir mazlumun duası…
İlçede zengin birisi Belediye Başkanı olur.Eskiden cumartesi günleri yarım gün mesa-i yapılırdı.
Köyden ilçeye satmak için bir hayvanını getiren köylü geç kalmıştır.Satışına izin verilmez.
Belediye Başkanına vararak,yalvarışla müsaade etmesi ister.Başkan Pazartesi gelmesini söyler.
Allah rızası için ister.Kükreyen Başkan,Allah rızaısını tanımadığını söyleyerek,bunu hakaretlerle gönderir.
Dışarı çıkan köylü elini açarak;
Ya Rabbi..görüyorsun..bu sadece beni kovmakla kalmadı..sanada hakaret etti.Bunu sana havale ediyorum,diye seslice yalvarır.
Çevreden duyanlar yapmamasını söyleyerek,gitmesini isterler.
O sırada bir askeri erkandan birisi Başkanın yanına gelerek;hadi yahu,hani Gaziantebe gidecektik..hem bir hasta askeride götüreceğim,der.
Başkanda;bende hasta bir hizmetçimiz vardı,onu götüreyim,der ve Jiple yola çıkarlar.
Vilayetten çıkacakları sırada arabanın tekeri çukura gelerek birkaç takla atarlar.Arabadan fırlayan Başkan başını bir kayaya çarparak orada ölürken,diğerlerine de bir şey olmamıştır.
Dilekçeler yerlerine varınca –acil-damgasından dolayı,öne alınmıştır.
MEHMET ÖZÇELİK
Yorumlar () |
|
|
|
|
|