Varolma hiyerarşisi Yazdır E-Posta
Üye Oyları: / 3
OlumsuzOlumlu 
Kategori : Editör , Yazar : hakan s. , Okunma : 489

 Kuantum teorisi, bilimsel yasaların farklı etkilere maruz, farklı oluşumdaki galaksilerde farklı olabileceğini ileri sürüyor. 2 x 2 her galaksi, evrende vs. 4 etmeyebilir yani. Evrensel doğru, sadece varolageldiğimiz bu ortamda ve bu ortama maruz kişiler arasında olabilir yani.

Keşif ve teorilerin düşünceye olan etkisi ilk keşiflere kadar gider. Kuantum teorisinin bize sunduğu bu bilgiler düşünsel olarak içinde yaşadığımız bu hayatta, sadece bize özgü bir dizayn ve sadece bizse özgü bir kurallar dengesi içerisinde varlığa bakarken izlemediğimiz bir yolu hatırlattı bana.

O yol, varolma hiyerarşisinde düzensiz ve kabullerimiz tersine hareket etmeyi seçme eğilimimizdir. Burada varolma hiyerarşisinden kasıt, baştan sona yaratılmış olma veya göreceli olarak üstün olarak yaratılmış olma hiyerarşisi değildir pek tabi ki. Varlığın en başına yerleştirdiğimiz unsuru değil (Allah), ilk hareket ettirenin kurduğu silsiledeki, diğer bir ifadeyle, o hiyerarşik dengede cüzi dengelere sahip unsurları hayatımızda belirleyici kılmamızdır.

Dinin bize sunduğu gerek itikadi gerekse de ameli bütün öğelerin içinde ve başında "Allah" vardır. Bu, ısrarla vurgulanmıştır. Meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahirete, kadere Allah'a inanıldığı için inanılır. İnanç boyutunda bu hiyerarşik dengede bir sorun yaşamıyoruz genel itibariyle. Fakat aynı şeyi, ameli, yani reel hayatımız için söyleyemiyoruz.

Dost, düşman bir insanı gördüğümüzde beyindeki görme sinirleri bize ilk Allah'ı anımsatmıyor. Mevlanalar, yunuslar olamıyoruz bu yüzden. Gemin battı dendiğinde "bunu batıran var" diyen İmam Azamlar olamıyoruz, sigorta veya zarar hesaplarıyla boğuşan bireyler oluyoruz sadece.

Suyu içtikten sonra hamdetme aklımıza geliyordur da, suyu gördüğümüzde sanırım "subhanallah, ne güzel yaratmışsın" demek aklımıza pek gelmiyor gibi. Üstelik, uyurken sağından soluna döndüğünde, o bir kaç saniyede uykusu hafiflediği için Allah'ı anan bir peygamberimiz olmasına rağmen. Her çiçekte, her meyvede o hayranlık duygusunu yaşamıyoruz. Bunun için yaratıldığımızı bilmekle birlikte, varlığa o temaşayla bakmıyor ve hadiseler içerisinde boğuluyoruz.

Sanki Allah, namaz vakitlerinde, ramazanda, kurbanda veya ölen birisinin evinde hatırlamamız için yaratmış bizi. Allah düşüncesi, nedense çoğumuz itibariyle "zor anlara veya sadece bazı anlara" sıkışmış durumda. Uyanılan her sabah "o gün Allah için yapılacak şeyler yerine, sadece yapılacak şeyleri düşünme, çoğumuz itibariyle varolma amacından sapma ve kazanılması gereken büyük bir imtihandan, üstelik o imtihandan haberdar olunmasına rağmen kaçmanın bir başka ifadesi oluyor aslında sadece.

Özetle, inancımızın başında yer alan Mevla-yi Muteal gözün her gördüğü, kulağın her duyduğu, tenin her dokunduğu, aklın her düşündüğünde olmalıdır. Bu, O'nun hakkıdır. O'nun rızasıdır, O'nun için olması gereken hayatın ilk adımlarıdır. İşte bu yüzden hiçbir amel cennet için yapılmaz, hiçbir amelden cehennemden dolayı kaçılmaz vesselam.

 

Yorumlar (10)add
... : yusuf
hakan bey siteniz dolayısıyle sizi bir kez daha takdir ve tebrik ediyor ve başarılarınızın daim olmasını temenni ediyorum.tekrar tekrar teşekkürler.
2007-09-04 23:08:05
... : ayşe
haklısınız...herşeyde Mevlayı görme noktasında...zaten var muhakkak çaba sarfetme bağlamında haklısınız...
insan düşünce yaşam,hissediş,zihin ...vs.her açıdan zayıf...
yaradılış gereği ....
ama kendimizi bu kadar sevmezken,manevi olarak bırakın,ayda dahi kendimizle yüzleşemezken,varolanlarda Rabbi görmek ne kadar kolay olabilir ki?
nefis var,benlik var birde korkaksanız,kendinize Rabbimin emri bu diyerek sahip olamıyorsanız,beş vakit ezanı duymak bile vicdan hastalığı olmuşsa...
ne yapalım...
bu acizlik ve güvensizlik....tüketiyor insanı
2007-09-06 12:48:04
... : a. karaman
Oncelikle merhabalar, siteye yeni uye oldum ve yaziniz uzerine bir kac yorum yapmak istedim...

Oncelikle 2 X 2 = 4'tur. Bu ayda da oyledir yildizlarda da bilmedigimiz diger yerlerde de. Bilim herkesin yanlis bildigi uzre sabit kesin dogrular uzerine insa edilmez. Bilimde varsayimlar vardir. TEknik tabirle bilim aksiyomatiktir. Yani 2 X 2 = 4 dediginiz de kabullenmeleriniz yani aksiyomlariniz vardir. Su 100 derecede kaynar bir bilimsel tespittir. Ama suyun 100 derecede kaynamasi icin gereken sartlar mevcut kabul edilmistir. Ayni hava basinci ayda da yakalarsaniz emin olun su orada da sapmadan 100 derecede kaynayacaktir.


Diger yandan, her iste her goruste her dokunusta Allah'i anmak hatirlamak psikolojik acidan cok guzel sonuclar dogurmaz emin olun. Allah'in bizden istedigi de bu degildir bence. Oyle olsaydi her an her saniyeye ibadet koyardi. Bu dunya'ya yasamak icin geldik. Yasarken yapmamiz gereken tek sey uzerimize az camur bulastirmak yani gunah islemek.

Gunde kac kez dokundugunuzu, kac degisik sey gordugunuzu, kac degisik sey tattiginizi, kac degisik ses duydugunuzu hesaplarsaniz ve her seferinde Allah'a hayranligimizi tekrarlamamiz gerekseydi emin olun cok saglikli olmazdik.

Bu benim nacizane yorumumdur... Saygilar sunar bayraminizi kutlarim...
2007-10-11 11:03:08
... : hakan s.
2 x 2 = 4 ü örnek olarak verdik ve etmeyebilir ! şeklinde bir ihtimal ortaya koyduk. Daha doğrusu bunu ortaya koyan kuantum teorsinin kendisidir. dünyada geçerliliği olan bütün bilimsel bulguların farklı sistemler içinde yanlışlıklarının isbatlanabileceği ! ( dikkat ' yine ihtimal bildiriyoruz )ni bize bu teori söylüyor.

aristodan bize kalmış bulunan A aynı anda hem A hem de B olamaz mantığı çöpe atılmıştır. Zira farklı etkilere ( şartlara -evren, galaksi bunun da bir örneklemidir, farklı şartlara haiz yerler kastedilmiştir. Paralel evrenler kuramından hiç bahsetmedik sonsuz sayıda benzer evren olabileceği belirtiliyor yine kuantumdan yola çıkılarak)maruz kalan şeyler A,B;C,D vs olabilmiştir.

Allah ın her an hatırlanması için "ibadet emrederdi öyle olsa demişsiniz". Bunu Kur'an okumamanıza bağlıyorum. Ayrıca dinin ruhunu anlayamamış olmanıza. Zira Peygamberin hayatındaki din anlayışı "emredilen ibadetleri yapmaktan ibaret değildir". Farz olan 5 vakit namaz 17 rekatken o, 40 rekat kılmış, bunlardan fazla olarak kuşluk namazı, evvabin namazı, teheccüd, teravih, nafile namazlar kılmış, dua dediğimiz zikirlerini hayatın her alanına yaymıştır.

örnek vermek gerekirse "üstüne yeni birşey giyerken, yerken içerken, yeme içmeden sonra, oturmadan önce, kalkarken, yatarken, uyku sırasında bir taraftan diğer tarafına dönerken, güzel birşey gördüğünde, kötü birşey gördüğünde, üzüldüğünde, sevindiğinde, kızdığında, heyecanlandığında, insanlarla ilişkileri esnasında Allah'ı anmış ve bizlere de anmayı tavsiye etmiştir.

Sanırım bu dinin ruhu ve özü onun davranışlarından öğrenilebilir.
Evrene baktığımızda onu yaratanı düşünmüyor olmakla, çorbayı yudumladığımızda onun önümüze gelene değin geçtiği merhaleleri ve Allah'ın lutuflarını görmüyor olmak aynı şeydir.

"Allah ı 3-5 dk hatırlamalı sonra sallamalıyız yoksa sağlıklı insanlar olamayız" düşünceniz bana tam bu noktada bir Fransız atasözünü hatırlattı : " parmak ileriyi gösteriyorken parmağa sadece akılsızlar bakarlar" Bütün evrenin kendisini hatırlattığı bir yaratıcı sizin fikrinize göre dakikalara sığdırılarak anılmalıysa siz öyle yapın.

Buna mikrodan makroya Allah'ı hatırlama yüceliğini ve büyüklüğünü anma diyebilirsiniz. Bu farz değil, siz yapmayabilirsiniz; ama Allah zariyat suresinde "insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım" buyururken bunu kastediyordu. Zamanınızın sadece 17 dk. sını O'na ayırıp, geri kalanını şeytanın yönlendirmeleri ve nefsin dürtüleriyle başbaşa geçiresiniz diye yaratılmadınız yani. İbadeti Allah a hasrederek O'nu anmanın da ibadet olduğunu düşünerek gördüğünüz herşeyde Allah ı anmak için yaratıldınız. Bunu ben değil "yaratmanın sahibi" söylüyor.

Allah ı anmakla sağlıklı olma arasında bir irtibat kurmanız gerçekten çok manidar olmuş. Zıt anlamıyla; "sağlıklı olmak için Allah'ı çok anmamak gerekiyor!" Bir mümine yakışmayan bir önerme oldu.

Ben şahsım adına "sağlıksız olmayı seçiyorum"
yüce divan sağlıklılarla sağlıksızlar arasındaki ayrımı yapacaktır.
2007-10-11 12:33:53
... : a. karaman
"Allah ı 3-5 dk hatırlamalı sonra sallamalıyız yoksa sağlıklı insanlar olamayız" düşünceniz... ile başlayan ve devam eden bir cümleniz var. Öncelikle gerek ahlaki gerek yazım kuralları icabı bir başkasından alıntı yapıldığında virgülüne dahi dokunulmadan yapılır. Yukarıdaki yorumumda böyle bir cümle olmamasına rağmen kendi algılayışınızı benim düşüncemmiş gibi ifade etmeniz umarım bir yanlışlıktır. Özellikle sallamak gibi bir fiil hiç yakışmamış...

Benim yazdıklarım doğru olarak algılanmamış görünen. Annenizi ve babanızı seversiniz. Onlara minnet duyar sayarsınız. Ancak günde belki en fazla bir sefer ararsınız seslerini duyarsınız. Bir iş yaparken onlar sürekli aklınızda yoktur. Ama kalbinizde her daim vardır. Allah'ı anmak akli yada kalbi olabilir. Her yaptığınız işte Allah'ı bilinç üstünüzde anmıyor olmanız demek ona olan saygı ve sevginizin az olduğu anlamına gelmez. Zira inançlı biri için o her daim kalptedir.

Üstünüze birşey giyerken Allah'ın adını aklınızda zikretmemeniz ona olan vefasızlık sayılamaz. Aksi takdirde eylemleri nasıl böleceğiniz bir sorun olur. Üstünüze birşey giyerken yaptığınız yüzlerce ufak hareket vardır. Elbiseyi alırsınız düğmesi varsa iliklersiniz düğmeyi iliklerken yaptığınız bir dizi hareket vardır. Zira eylem devamlılık arzeder. Siz bunun hangi anında durup Allah'ı zikredeceksiniz. Bu pratik olarak mümkün değildir. Allah'ı zikretmek ayrı birşeydir onun kalbinizde sürekli olması ayrı bir şeydir. Bu ayrımın farkında olmak kolay değildir katılıyorum size...

ARaba kullanırken her kırmızı ışıkta her vites değiştirdiğinizde her frene bastığınızda Allah sürekli kalbinizde olmasına rağmen bilinciniz üstüne gelemeyebilir. Bu da doğaldır. Öbür türlü olursa araba kullanmanız mümkün değildir. Kaza yaparsınız. Şimdi kalkıp siz Allah'ı düşünmek kazaya neden olur dediniz diye benim hiç söylemediğim bir şeyi benimle ilişkilendirmezsiniz...Öyleki son paragraflarınızda yine benim söylemediğim ancak sizin algılayışınızla ilgili olan bir cümle var. Allah'ı anmak sağlıksız olmaktır demişim gibi bir cümle kurmuşsunuz. Bu iyi niyetliyse okuduğunu anlama ile ilgili problem var demektir. Eğer değilse kötü niyetliyse ben bu siteden çıkıp gitmesini de bilirim. Amacım kimseye hakaret etmek değil. Düşünceleri tartıştırmak. Eğer dersenizki biz aynı şekilde düşünen 3-5 kişi kendimiz söyleyip kendimiz dinlemek istiyoruz aykırı sesler duymak istemiyoruz saygı duyarım. Bir daha da rahatsız etmem...

Bu vesileyle bayramınızı kutlar mutlu günler dilerim...
2007-10-12 13:24:20
... : hakan s.
Allah ı O'nu her yarattığını gördüğümüzde anmayı "sağlıksız bir yaşam" olarak değerlendiren bir insan kısaca Allah'ı ibadetlere hapsediyordur, Allah düşüncesini ibadet hayatının dışında görmek istemiyordur vs.

Bu, derste öğretmeni dinlemeye mecbur olan bir kişinin, okul dışında gördüğünde ise onu sallamamasına (veya umursamamasına veya takmamasına veya iplememesine -ifadelerin hepsi kullanılabilir, zira kabul edilmese de durum budur-) benzer.

Öğretmeninize "Ben sizi iplemiyorum" demeseniz de durum budur.

1-aynı şekilde düşünen 3-5 kişi değiliz
2- hakaret etmiyorum demişsiniz ama ilk yorumunuzda "Allah'ı sürekli anmakla hastalıklı kişiler olduğumuzu belirtmeyi ihmal etmemiştiniz"

3-düşüncemizle ilgili hakaretinizden sonra sanırım artık söyleyebilirim "dini düşünceniz gerçekten sağlıklı değil", Allah, mabedlerde bulunan arasıra "ziyaret etmemizi gerektirecek kadar" bir saygıyı hakeden bir varlık değil, her an hatırlanması gereken yüce bir yaratıcıdır.

4- aykırı ses olmanız "hakaret etmeden olacaksa, kapımız herkese açık" olmayacaksa "başka sağlıksız olan insanlara hakaret edebilmeniz için size güle güle"

5- "Üstünüze birşey giyerken Allah'ın adını aklınızda zikretmemeniz ona olan vefasızlık sayılamaz" demişsiniz. Peki ne vefasızlık sayılır? Bu belirttiğinizle yemekten sonra şükretmemek arasındaki fark nedir? Yoksa şükretmemek de mi "vefasızlık sayılmaz". Vefasızlığının son noktası sanırım, "vefasızlığından haberi bile olmamak olsa gerek". Peygamberin hayatından bihaber olduğunuzu gösterir bu cümleye ve geri kalanındaki anlamsızlığı yorumlamayacağım. üstünüze birşey giyerken "bismillah" demeniz yeterlidir ve öyle davranışlarınızı bölmenize falan da gerek yoktur. Yazık ki Allah ı anmamak için lafı bu kadar dolandırma gereği hissediyorsunuz.

6- Uzatmadan söylemek gerekirse bir kişi üzerine "farz olan ibadetlerini" yapmakla kendisini kurtarabilir ( pek çok hadis var ). Ama bu o kişiyi Allah'a karşı "çok şükreden" bir kul olmasını sağlamayacaktır. Bu dini bize açıklayan Peygamberdir ve O bize, cennetin derecelerinden, sabah ve akşam etmemiz gereken dualardan, günahlardan temizlenmemiz için yapmamız gerekenlerden kısacası yaşama bakmamız gereken açıdan haberdar etmiştir.

O (sav) farzlarını yapıp keyfine bakan bir insan değildi.
Nasıl bir kul olunması gerektiğini bize göstermek için gönderildi.
Ve hayatının tamamı "din eksenliydi" "Allah'ı anma yörüngeliydi"

kırmızı ışıkta durunca da mı, vites değiştirince de mi Allah ı anacağım gibi laflarınız olmuş. Yazık diyorum. Bahsettiğim konudan "böyle bir çıkarım yapmış olmanız dahi zaten eleştirmek için okumaya başladığınızı gösteriyor"

Siz Allah'ı sadece ondan birşeyler isterken hatırlayın veya cenazelerinizde veya camiden içeri girdiğinizde beni ilgilendirmez. Ama "Allah'ı olabildiğince çok anmanın gerekliliği, bunun güzelliği üzerine yoğunlaşmış bir makaleyi kötü ve anlamsız (ve sağlıksız) gösterme girişiminizi" tek kelimeyle küstahlık olarak niteliyorum.
2007-10-12 16:37:32
... : meçhul
Merhabalar! Arkadaşlar tsrtışma üslubu hiç hoşuma gitmedi. Sayın Hakan Bey!Açık söylemek gerekirse a.karaman adlı arkadaşın yorumunu bence çok farklı algıladın ya da yorumladın. Size katılmadığım noktalar olduğu gibi katıldığım noktalar da var. Sizin bahsettiğiniz durum olması gereken, ulaşmamız gereken ideal durumdur. Ama şunu da unutmamak gerekir ki ideal davranış kalıplarını ancak ve ancak peygamberler yapabilir. Biz sıradan insanlar ideal yaşantıya yakın olmak için çaba gösteririz. Şunu da açıkça söyleyebilirim ki ideal duruma ulaşamayız. Zaten Allah teala da bizden gücümüzün yettiğini istiyor. Eğer teker teker her insan ya da her mümin o üst mertebeye ulaşabilseydi neyini mücadelesini verebilirdik ki....Saygı ve Selamlarımla!
2007-10-14 19:29:45
... : hakan s.
bahsettiğim şey, olması gereken ideal insan tipiydi zaten.
hangi cümleme niçin katılmadığınızı bilmek isterim.

a.kahraman, bizim ideal dediğimiz insan tipine "sağlıksız demesi"yle Peygamberimizi "sağlıksız insan" olarak betimlediğinin farkında bile değil veya bunu kasten söyledi bilemiyorum.

Peygamberin hayat biçimine "sağlıksız" yorumunu yapanlara "küstahlık" yaptıklarını ifade etmeye çalıştım.
2007-10-14 22:35:39
... : meçhul
Evet sizin hassasiyetinizi anlıyorum.Aslında sizdeki bu hassasiyetin her müminde olması gerektiğine de inanıyorum. Ama ben a.karaman adlı arkadaşın yorumundan sizin anladığınızı çıkarmadım...!

a.karaman adlı arkadaş yorumunun son bölümünde:

''Diger yandan, her iste her goruste her dokunusta Allah'i anmak hatirlamak psikolojik acidan cok guzel sonuclar dogurmaz emin olun. Allah'in bizden istedigi de bu degildir bence. Oyle olsaydi her an her saniyeye ibadet koyardi. Bu dunya'ya yasamak icin geldik. Yasarken yapmamiz gereken tek sey uzerimize az camur bulastirmak yani gunah islemek.
Gunde kac kez dokundugunuzu, kac degisik sey gordugunuzu, kac degisik sey tattiginizi, kac degisik ses duydugunuzu hesaplarsaniz ve her seferinde Allah'a hayranligimizi tekrarlamamiz gerekseydi emin olun cok saglikli olmazdik. '' diyor. Bence çok yanlış bir tesbit değil. Ama bu çok farklı bir şekilde de yorumlanabilir. Ben istersem bunu direk Hz. Peygamber (sav)'e saygısızlık olarak da yorumlayabilirim...! Benim demek istediğim aslında a.karaman adlı arkadaşın da bizden pek de farklı düşünmediğidir ve bizimle paylaştığı düşüncelerini de iyi niyetle yorumlarım...!Asıl niyetini de zaten ALLAH biliyor. Saygılar.

2007-10-15 21:11:02
... : hakan s.
Peygamberin hayatı ortada duruyorken isteyen istediği şekilde yorumlasın.

isteyen sadece farzlarını kılsın, isteyen sadece namazda hatırlasın, isteyen mümkün olduğunca hatırlasın, isteyen sağlıklı olsun isteyen sağlıksız.

Bir insan, ömrünün her saniyesi Allah'ı ansa bile benim için o "sağlıksız, psikolojisi bozuk veya bozulmaya hazır insan" değildir. Ben böyle bir yorumda bulunmaktan Allah'a sığınırım. Mümin, Allah'ı anmakla kafayı yemek arasında bir ilişki kurmamalı. Ben, Allah'ı çok anıyor diye delirmiş, psikolojisi bozulmuş tek insan, evliya, peygamber tanımıyorum yeryüzünde. Bozmuşsa bu da Allah'ı anmaktan değil, Allah'ı yanlış tanımaktan kaynaklanır benim fikrime göre. Benim yaklaşımım budur.

Aksini destekleyen yorumlara katılmam söz konusu dahi olamaz.
2007-10-15 22:14:54
Yorum Ekle

Yorum ekleyebilmeniz için siteye giriş yapmanız gerekmekte.. Hala üye değilseniz lütfen öncelikle üye olunuz.


busy
 
< Önceki   Sonraki >

İstatistik

Üyeler: 3695
Haberler: 643
Linkler: 41
Ziyaretçi: 469522