|
Sayfa 2 Toplam 3
Hz. Peygamber (a.s.m)’ın Müsamahası
Yukarıda işaret ettiğimiz gibi, Hz. Peygamber (a.s.m) kendisinden önceki peygamberleri ve ilahi kitapları tasdik etmiştir.6 “Peygamberler babaları bir, anneleri farklı kardeşler durumundadır. Hepsinin dini birdir” (Buhari, Enbiya 48; Müslim, Fedail 145) Bundan ötürüdür ki Yahudilere, “Ben, Musa’ya sizden daha yakınım” (Buhari, Savm 69; İbn Mace, Sıyam 41) dediği gibi, Hz. İsa (a.s) için de, “Ben, İsa’ya dünyada da ahirette de herkesten daha yakınım.” (Buhari, Enbiya 48; Müslim, Fedail 143) demiştir. Hz. Peygamberin bu tutumu sözde kalmamış, yaşanan bir hal, bir ahlak olmuştur. O’nun kurduğu Medine şehir devletinin anayasasında ve gayri müslim topluluklara verdiği beratlarda yer almıştır. Medine belgesinde Yahudiler hakkında: “Yahudiler kendi dinlerine, Müslümanlar kendi dinlerine tabi olacaklar. Bize tabi olan Yahudilere destek borcumuz vardır.” maddesini koymuştur. 10/631 yılında Necran Hıristiyan heyeti geldiğinde onları Medine Mescidinde kabul etmiş, orada âyin yapmalarına imkan vermiş, daha sonra dinlerini muhafaza edeceklerine ve diğer haklarına dair bir berat vermiştir.7
Dört Halife Devrindeki Uygulama
Hz. Peygamberden sonra Hülefa-yı Raşidin dönemi de müsamaha örnekleriyle doludur. Hz. Ömer, Ehl-i Kitap olmayan din mensuplarına (mesela, ateşe tapan Mecusilere) nasıl muamele edileceği konusunu Şûra Meclisine getirmiş, onlara da Ehl-i Kitap muamelesi yapma kararlaştırılmıştır. İslâm, kendisini inkar edenler için dünyevi bir yaptırım koymamış, onlar hakkında ahirette hüküm vermenin Allah’a ait olduğunu ilan etmiştir. O sebeple putperestler hakkında bile: “Sizin dininiz size, benim dinim bana!” (Kafirun, 6) demiştir. Hülasa Hz. Peygamber gibi, Hülefa-yı Raşidin de insanları İslâm’a girmeye zorlamadılar.8 Zorlama iman değil, olsa olsa münafıklık doğurur.
Hz. Peygamber (a.s.m), devlet başkanı olduğu sırada bile İslâm dinini terk edeni (mürted) dinden döndüğü için cezalandırmadı. Fakat bunu yapan, irtidad ile yetinmeyip yol kesme ve topyekün Ümmete karşı silahlı hücuma giriştiği için onu cezalandırdı. Nitekim devletin develerini gasp, çobanlarını (devlet görevlilerini) işkence ile katl eden ve dinden dönen eşkıyayı, Kur’ân’ın hükmünü9 uygulayarak cezalandırdı.İslâm’ın savaşa dair hükümleri, din hürriyetini sağlamak ve sırf İslâm’a inanma sebebi ile vaki olan düşmanlık ve saldırıya karşı savunma gayesine yöneliktir. Bu külli kaideyi yerleştiren de şu ayet olmuştur: “Dininizden ötürü sizinle savaşmayan, sizi yerinizden yurdunuzdan çıkarmayan kafirlere gelince, Allah sizi onlara iyilik etmeden ve adaleti uygulamadan menetmez…” (Mümtahine, 8-9)
|