Kategori : Ahmet Yapıcı , Yazar : AHMET YAPICI , Okunma : 652
Genelde okumayı seven ama okuma eylemini yerine getirmekten pek hoşlanmayan bir toplumuz biz. Bu yüzdendir ki kitap okuma alışkanlığı sıralamasında epey gerilerde seyretmekteyiz. Okumayı ihtiyaç görmeyen bir yanımız da var maalesef. Okuma alışkanlığımız konusundaki rakamlar da pek iç açıcı değil. Japonların yılda ortalama 25 kitap okuduğu bir dünyada İsveçliler yılda 10 kitap okurken ülkemizde ise bir yılda altı kişi yalnızca bir kitap okuyabilmektedir. Kitap okuma oranımız ise nüfusun % 4,5’i.... Yine okuyan yani lise ve üniversite bitiren insan sayımız artarken kitap okuma alışkanlığı olan kişi sayısı bunun gerisine düşmüş durumda. Böyle bir toplumun güçlü ve gelişmiş olmasını beklemek fazla iyimserlik olur herhalde.
Unutulmamalıdır ki siyasi ve ekonomik güçlülüğün öncesinde düşünsel ve bilimsel yönden güçlü olmak yatmaktadır. Tarih bize bu konuda net örnekler vermektedir. Düşünce ve bilim alanında zayıf olan toplumlar güçlü ve kalıcı bir kültür ve medeniyet kuramazlar. Büyük İskender Krallığı’nın altyapısında Yunanlıların felsefe ve bilim zenginliği vardır. Ortaçağ’da büyük bir atılım yapan İslam Medeniyeti’nin öncesinde “Beytül Hikme” etrafında ve Endülüs’te gelişen İslam Felsefesi ve Bilimi vardır. Bugünkü Batı medeniyetinin temelinde de Aydınlanma devrimi ile başlayan modern bilimin ve düşüncenin etkisi vardır. Bilgi ve düşünce gücüne dayanmayan hareketler ve topluluklar kalıcı izler bırakamazlar. Bu sebeple okumayı bir boş zaman doldurma aracı değil hayat şekline dönüştürebildiğimiz zaman “erdemli toplum” hayali kurabiliriz.
Okumak başlı başına bir erdemdir. Hele müslümanların hiçbir şekilde okumama lüksleri olamaz, olmamalıdır. Çünkü hayata ve varlığa “oku” nidası ile hitap eden bir dinin mensuplarıyız biz. Hayatı, eşyayı, varlığı, kendimizi, zamanı ve herşeyi okumayı emreder bize rabbimiz. Ve üstelik okumanın bize getireceği hem dünyevi hem de uhrevi kazançlarını hatırlatarak. Buna rağmen neden okumaz müslümanlar?
Ve neden her türlü hayır için dernekler, vakıflar kuran müslümanlar “kitap ve okuma” amaçlı vakıf veya dernekler kurarak sırf bu işin davasını gütmezler? Birçok hayrın başlangıcı değil midir okumak.... Veya başlı başına bir hayr değil midir okumak? Ve bütün kitaplar özelde “El-Kitap”ın , genelde “Eşya’nın, kainatın, insanın” anlaşılması için değil midir? Öyleyse kitabın ve okumanın davasını gütmekten daha güzel ve hayırlı bir iş olur mu?
“Okumaktan mana bilgi hamallığı değildir” der Yüce Kitap. Bilgi ışıktır, etrafımızı daha iyi görebilmemizi sağlayan ve yolumuzdaki engelleri bize fark ettiren... Bilgi bu yönüyle insanı yanlışlardan arındıran bir arınma aracıdır. Ve bilgili müslüman bilinçli müslümandır. Doğruları gören, zulme ve yanlışlara geçit vermeyen, lehinde ve aleyhinde olanı bilen ve farkında olandır okuyan müslüman. Öyleyse gündelik tartışmalar ve eğlencelerin arasında kaybolmak yerine kitaplar arasında yolculuk yapmanın ve kitapların kokusunu, havasını hissetmenin dayanılmaz zevkini unutan bu topluma yeniden okumanın bir işe yarayacağını ve en büyük erdem olduğunu tekrar hatırlatmaktır görevimiz. Burada bu amaçla kurulan ve yedi yıldır mütevazi ama kararlı bir şekilde ilerleyen bir hayırlı dernekten bahsedeceğim.
İlim Kültür ve Rahmet Derneği.... Önce İstanbul Esenler’de kurulan bir mahalle derneği... “Bilgili müslüman, bilinçli ve iyi müslümandır” düsturundan hareketle insanlara kitap okumayı teşvik etmek ve onlara kitap okutmak amacıyla kurulur. Muhatap kitlesi herkestir, yaşlı, genç, kadın, erkek, çalışan, okuyan.... Ve onlardan tek şey istenir... Günde onbeş sayfa kitap okumaları. Bu listeye dahil olan gönüllü kitapsever birimdeki arkadaşlarca her hafta aranır ve kitap okuyup okumadığı takip edilir. Okumaları teşvik edilir ve okuma listesi tutulur. Okunacak kitaplar, bu fakirin de içinde bulunduğu bir komisyonca belirlenir ve okuyuculardan gelen istek ve tepkilere göre güncellenir. Toplam dört sınıftan oluşan ve her sınıfında seviyesine göre ortalama 25 kitabın bulunduğu bir kitap listesi takip edilir. Kitap listesinde İtikad, Ahlak, Siyer, Tarih, Fıkıh, Tefsir, Hadis, Mezhepler tarihi gibi İslam İlimlerinden ve bir müslümanın temel din bilgisini ve İslam kültürünü elde edeceği alanlardan kitaplar yer almakta.
İlk zamanlar küçük hedeflerle başlayan bu hayır kervanı daha sonra ihtiyaca binaen Bağcılar şubesini açar. Bilinçlenmenin bireyle sınırlı olamayacağına inandığı için hanımlara da faaliyet kapısını açar. Bugüne gelindiğinde ise başlayıp bitiremeyen veya bırakanların dışında istikrarlı bir şekilde okuyan ve okumaya devam eden yediyüzelli (750) tane kitap okuyucusuyla yoluna devam etmekte bu hayır faaliyeti. Ve her geçen gün kitap dostlarının gayretiyle kitap okuyan sayısını artırmaktadır.
Küçük hedeflerle başlayan ancak samimi ve gayretli çalışmalarla ile büyüyerek gelen bu hayır kervanı, insanlardan bir şey istemekte: Okumak....
Okumak isteyenin kitabını da o güzel insanlar karşılamakta....
Ve bu güzel insanların çoğunluğu çalışan insanlar.... Ve onlar sadece dua bekliyorlar sizlerden...
Okumayı ve kitabı konu ve amaç edinen hayır kurum ve kuruluşları olmalıdır bu topraklarda ve çoğalmalıdır onların sayıları. Ancak bu yolu açacak ve bulunduğu mekanda “hayırlı bir çığır” açacak gönül erlerine düşmekte en büyük sorumluluk....
Bu sebeple diyoruz ki kendi içimizde “okuma seferberliği” başlatalım...
Önce kendimiz, sonra eşimiz ve çocuklarımız.....
Biz okursak herkes okur, biz okumazsak kimse okumaz anlayışı ile haydi dostlar okumaya....
Selametle....
Yorumlar () |
|
|
|
|
|