Çözülen Şifreler ve Bozulan Ahenk Yazdır E-Posta
Üye Oyları: / 2
OlumsuzOlumlu 
Kategori : Ahmet Yapıcı , Yazar : AHMET YAPICI , Okunma : 499

Geçtiğimiz hafta işlenen Dink cinayeti ülkeyi ve toplumu sarsarken beraberinde yeni tartışmaları da gündeme getirdi. Bu üzücü olay bize bir kez daha nasırlarımızın olduğunu gösterdi.

Modernleşme yoluna girdiği günden beri çok sıcak tartışmalardan uzak kalamayan Türkiye'nin gündemi hemen her dönem siyasi, ideolojik, etnik ve iktidar kavgaları ile meşgul oldu. Hatta bu tartışmalar son olayda görüldüğü üzere masum canları aldı.

Toplumumuzda yıllardır devam eden bir "anlama (veya anlamama)" sorunu olduğu kanaatindeyim.
Toplumu oluşturan farklı siyasi, dini ve etnik kesimler arasında ciddi oranda mesafelerin olması önyargı ve korkuları beraberinde getiriyor. Bu ise hem tanışmayı hem de anla(ş)mayı zorlaştırıyor. Son yıllarda farklı kesimler arasındaki engeller azalsa da halen potansiyel olarak böyle bir sorunun var olduğu gerçeğini inkar edemeyiz. Önyargılardan beslenen bu durum art niyetli kişilerce rahatlıkla provake edilebiliyor veya iktidar çatışmasının malzemesi haline getirebilyor. Bunu engellemenin yolu insanların zihinlerindeki önyargı prangalarını kırmalarından ve farklılıklara insani ve tabii gözle bakabilmekten geçiyor.

Bilindiği üzere Fransız ihtilali sonrasında esen milliyetçi rüzgarlar 19. ve 20. yüzyıla damgasını vurarak imparatorluklar yıkılmasına ve onların yerine ulus devletlerin kurulmasına yol açtı. Ulus devletlerle bir yeryüzü cenneti kurmayı amaçlayan pozitivist ve batıcı düşünce sistemleri çok değil 20.asırda ulus devlet fikrinin doğru bir çıkış yolu olmadığını gördüler. Dünyanın farklı bölgelerindeki etnik çatışmalar ve sorunlar tekrar düşünmeye sevketti insanları. Ve şimdi ulus devletlerden bölgesel birlikteliklere, kültürler ve medeniyetler arası diyaloğ arayışlarına ihtiyaç duyuldu. Bu pencereden bakıldığında AB'yi aslında ulus devletten dönüşün bir işareti olarak görmek mümkündür.

Osmanlı devletinin yıkılması ile başlayan Türk modernleşme macerası aslında modernleşmeyi sadece batılı olmak olarak gördü ve toplumu batılı standartlarda dizayn etti. Dönemin getirdiği şartların sonucunda Osmanlı toplumunu oluşturan çok kültürlü ve çok milletli yapı yerine etnik kimliğin başat olduğu bir toplumsal modele geçildi.

AB maceramız ile içimizdeki etnik ve dini farkılılıklar öne çık(arıl)maya başlandı. Son zamanlardaki Alevi-Sünni, Türk-Kürt, Ermeni,Rum tartışmaları toplumsal ahengimizin sorgulanmaya başlandığının işaretleri olarak da görülebilir.

Sosyologların Osmanlı sonrasında Cumhuriyet Türkiyesi'nin niçin tüm toplum katmanlarını kucaklayacak ve ortak kılacak bir değer üretemediğini sorgulaması anlamlıdır. Değer sorunu yaşayan bir toplum olduğumuzu görmek için çaplı sosyolojik, siyasi ve felsefi eserler okumaya gerek yok. Aslında yaşadığımız toplumsal ruh hali bunu göstermiyor mu?

Toplumda özellikle gençler arasında öne çıkan mafya özentisi, kendi hukukunu kendisi yerine getirmeye çalışan menfaat çeteleri, ahlak ve idealden uzak gençliğin gündelik eğlence ve buhran içinde enerjisini harcaması, artan dini ve milliyetçi fanatizmin hoşgörü ortamını tehdit etmesi ve yaşanan ahlaki bunalım...

Bütün bunlar aslında toplumumuzun şifrelerinin çözüldüğünün ve beraberinde bir ahenk bozukluğuna yol açtığının işareti değil midir?

Türkiye, toplumu büyük ideallere yöneltecek ve onların toplumsal ahengini sağlayacak, hukuk devletini güçlendirerek toplumdaki tüm farklı unsurların temel hak ve özgürlüklerini teminat altına alacak güçten yoksun bir ülke midir?

Elbette hayır, ama öncelikle toplum olarak bir muhasebe yapmamız gerekir. Sünnilerle Aleviler, Türklerle Kürtler ve diğer farklı unsurlar arasına atılmaya çalışılan nifak tohumlarının görebilmek ve özellikle gençlerimizi ideolojik körlükten kurtarmak herkesin vazifesidir.

Bu ülkede Türk'ü Kürd'e, Kürd'ü Türk'e, Alevi'yi Sünni'ye, Sünni'yi Alevi'ye düşman etmek isteyen şer odakları elbette olmuştur ve olacaktır. Ancak bizi bu oyunlara karşı koruyacak ortak insani, dini değerlerimizin var olduğunu unutulmamalıdır.

Asırlardır çok farklı dinlere, dillere, kültürlere ve milletlere ocak olmuş bu topraklarda var olan huzur ve ahengi önyargılar, korkular ve ihmaller yüzünden kolayca heba edecek bir ülke olmamalı Türkiye....

Selametle....

 

Yorumlar (4)add
... : ayşe
unutamadığımız bu sorunları hatırlattoğınız için teşekkürler...
ama biz dahil gençlerin bunları farketmesi ve unutmaması için ne yapabiliriz?asıl konuşuılmaması gereken bu...
sitede samimi insanlar var muhakak ama gaye sorunları göstermek olmamalı,çoğu kişinin aşağıladı dizilerde dahi belirtilmekte ve çocukların dahi bildiği kalıplar bunlar...türklerle kürtler,aleviler,sünniler,televole kültürü...öğretmen olan arkadaşlar sorsun çocuklarına ,sayarlar bunları birer birer...
mesele nasıl bilinçleniriz...
din diyecek çoğu arkadaş,dini muhteşemliğiyle nasıl sunacağız onlara?etrafta dolaşan herkes türküm müslümanım diyor?lisede bir hocam vardı,matemetik hocası,esprili bize göre zeki ve kasıntısız,herkes hayran ona,tabi bende...bir gün dedi ki:
'bir ay orucumu tutarım, onbir ay rakımı içerim'
diğerleri özellikle erkek arkadaşlar harika hocamızı bu konuda da örnek aldılar
ve sizin sıraladıklarınızı bilerek...18 kişilikti sınıf,13 öğretmen oldu türk olarak müslüman olarak,kızların peşinde koşarak bitirdiler üniversiteyi,milliyetçi olarak...
bu boşluk nasıl dolacak?
2007-03-16 14:49:00
... : hakan
ilginç bir şekilde günaha meyil -yeni dahi olsa- çok çabuk oluyor. bu durumda daha fazla gayretli olunmalı. Ama nasıl? ın cevabı tek bir sistem ve şekil değil belki. Alternatifler oluşturmalıyız gibi geliyor bana. Bu alternatifler günah yerine hedef kitleye sunulurken -pek tabi sürekli böyle gitmez- bir şuurlandırma çabası içinde olmalı.
Şuur nasıl kazandırılır? Sanırım bu da aidiyyet duygusu oluşturularak. Ne olduğunun farkına vardırarak. Tarihsel kimliği öne sürülerek, bu tarihsel kimlikten ayrılmayan ve civanmertliğin asıl kaynağı din duygusunu öne çıkartarak vs. Neye ait olduğunu bilen bir insanı sanırım o aidiyet duygusunun yoğunlaşabildiği mecralara iletmek daha kolay olur.

Alternatifleri tartışalım o zaman. Ve hangi alternatif aşamasında nasıl bir duygu kazandırılacağından. Pek tabidir ki bu özel bir ilgi ve hayat haline gelmiş bir tebliğ biçimidir. Sanırım bu konuda dikkatli olunması gereken şeylerden biri orjinalliği koruma, yani sürekli dolma, bir öğrenci gibi kendi eğitimimize devam etmeli, bir kul olma konusunda kendimizi hergün aşma bilincinde olmalıyız. Bu orjinalliğimizi ve duygularımızı besleyecektir. Diğeri de uslub ve biçim konusunda bir tavır geliştirmeli. İnsanlara bunu verebilmek için karşılarına ne olarak ve nasıl çıkacağız.

Kıraathaneler ve Sanat evleri açacağız. Varlığa "biz"ce olan bütün yorumları sunacağız. Herkes kendi ilgi alanıyla Din duygusunun varlığı nasıl yorumlayabildiğini gösterecek. Bu alternatifleri kendiliğinden oluşturacaktır. Söz gelimi, Ödüllü kitap okuma yarışmaları çocuğu kitaba yönlendirebilir, sosyal ve spor etkinliklerinin içinde ve yönlendiren pozisyonlarda olma. Organize etme yani. Geziler, piknikler, ev toplantıları, sohbetler, hedef kitle bayanlar ise günler, o günlerde konuşarak ve organize olarak belirli hayır faaliyetleri içinde olma vs.

Çok dağınık oldu kusura bakmayın.
2007-03-17 18:49:27
... : Ziyaretçi
insanların zihninde_özellikle gençler demiyorum_dini iradeye sahip insanlar hayatın ve günümüz dünyasının imkanlarından kendini mahrum bırakarak Allaha itaat edebilirler..hakan hocam siz büyük bir organizasyondan bahsediyorsunuz ve uzun vadeli etkili bir çözüm olduğu muhakkak...ancak hayal gücü kuvvetli ve üretmeyi hedef alacak,bir ilimde taş taş üstüne koymayı hedefleyen insanlara bakın ...ki bu insanlarda dini irade hakimiyetini muhafaza ediyorsa hala?sosyolojik araştırma yapacak mesela televizyonun etkileri,telefonlerın kullanım alanı?ve internet...kişii kendini nasıl muhafaza edecek bu arçlar karşısında ?dinin mahremiyet dediği alanı nasıl aşmayacak?
herhengi bir gruba dahil olmayan ve olamayacak olan insanlardan bahsediyorum belki,yalnız kum tanesi misali nereye savrulacağını bilmeyen insanlardan,
zamanım kısıtlı olduğu için derdimi anlatamdım ama kanaatimce ahlak duygusuna ön plana alınmalıdır?niçin küfür edilmemeli,saygı kavramı,giyinmedeki adap,
ahlak,iyi ahlak kavramalarını soruyorum ve sorguluyorum!nedir? ve 2007 yılında türkiyede nerdedir?
köşe yazarlarımıza soruyorum öncelikle?ve düşünebilen herkese?



dağınık diye buna diyorlar sanırım smilies/kiss.gif :-
2007-03-21 11:52:59
... : aye
yukardaki yazı bana aittir,giriş yapmayı unutmuşumda..
2007-03-21 11:54:12
Yorum Ekle

Yorum ekleyebilmeniz için siteye giriş yapmanız gerekmekte.. Hala üye değilseniz lütfen öncelikle üye olunuz.


busy
 
< Önceki   Sonraki >

Din Dersi Sitelerini Tek Sayfadan Takip Edebilmek Artık Mümkün !
Resime Tıklayınız .

Son Yorumlananlar

- İnanç Atlası (1 yorum)
- Cennette cuma günü nasıl yaşanacak? (2 yorum)
- Kuantum Fiziğinin Düşündürdükleri (2 yorum)
- Kum Yiyen Kuşlar (2 yorum)
- Kuantum Felsefesi (2 yorum)
- Farid Farjad (5 yorum)
- Alevilik nedir? Sünnilik nedir? (15 yorum)
- Host Değişikliği (1 yorum)
- olmayacak (2 yorum)
- Mavi Patikler (3 yorum)