Allah'ın (cc) fiili sıfatlarında zaman sorunu Yazdır E-Posta
Üye Oyları: / 1
OlumsuzOlumlu 
Makale İndeksi
Allah'ın (cc) fiili sıfatlarında zaman sorunu
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Sayfa 8

 
Kelam alimlerinin Allah’ın ilim sıfatını ezeli ve her varlığı hatta yokluğu da kapsar şekilde kabullenmelerinin getirdiği bazı problemler bulunmaktadır. Aslında bu problemler, kelam alimleri değil de onları eleş tirenler Ibn Sina gibi Allah’ın bazı tikelleri külli şekilde bileceğini savunan filozoflar tarafından ileri sürülmektedir. Onlara göre Allah’ın ilim sıfatını ezeli ve her şeye şamil kabul etmek yada öyle izah etmek kader konusunda bazı problemleri de beraberinde getirir. Eğer Allah her şeyi biliyorsa ve bu bilgisi değiş mezse insanların yaptığı fiillerde tercih şansları yoktur.

Insanlar, fiilllerini Allah’ın bilgisine göre yapmak zorundadır. Bu da insanların kendi fiillerinden mesul tutulmasını zorlaş tırmaktadır. Insan lar kendi fiillerini iradelerine göre yapıyorlarsa Allah’ın bu iradenin tecellisinden önce onu bilmesi onun öyle olacağını kesinleştirmesidir. Bir şeyin önceden kesinlik kazanması artık tercihin olmaması demektir. Tercihi olmayan insanın fiillerinden sorumlu tutulması, ona zulüm anlamına gelir ki, Allah asla zalim değildir. Öyleyse insan fiilleri gibi cüzi şeylerin Allah tarafından ancak varolunca bilinmesi gerekir. Bu da Allah’ın bilgisinin sonradan oluş tuğu anlamını içerir. Bu ise kelam alimleri tarafından asla kabul edilmez. Hatta Gazzâlî böyle düş ünenleri küfürle niteler. Bu meselenin bir ucu da Allah’ın varlık aleminde olmayan ş eyleri yani ma’du mu bilip bilmemesi meselesiyle de alakalıdır. 

Ancak kelam alimleri bu meseleyi çözerken Allah’ın bilgisini bir varlığın varolmasında tek sebep olarak görmezler. Onlara göre bir varlığın varolması için  onu var eden failin iradesinin bulunması gerekir. Bu açıdan bakılınca Allah’ın bilg isinin olması bir varlığın olmasını veya olmamasını zorunlu kılmamaktadır. Buradaki sadece Allah’ın bir ş eyi önceden  bilmesidir. Bu bilgiyle varlık arasındaki bağ varlığın olmadan önce bilinmesidir. Yoksa onun varlığına ve yokluğuna bir etken değildir. Elbette bir ş eyi yaparken onu bilmek gerekir ama bir şeyi bilmek onu mutlaka yapmayı gerektirmez. Ya da kişinin bildiği şey onun iradesi olmadan ortaya çıkmaz. Mesela bir kişi arabanın nasıl imal edileceğini detaylarına kadar biliyor, ama o bilen kişinin iradesi olmadan araba kendiliğinden varolmuyor. Onu var eden irade gerekir. Allah’ın bildiği varlıkların da varolması tayin eden o varlığı ortaya koyacak failin iradesidir. Taftazani bunu şöyle izah eder: Allah’ın ilim sıfatı bir varlığın meydana gelmesi için yeterli değildir. Bir varlığın olması için iradenin de bulunması gerekir.Zira bilgi, olup olmama gibi iki zıttı içerir. Olma veya olmamadan birinin tercih edilmesi için iradenin olması gerekir. Kısacası Allah’ın bilgisi bir varlığın yeter sebebi olmadığı gibi, varlıklarla da sınırlı değildir. Çünkü onun bilgisi var olanı da yok olanı da kapsar. Hatta O, bildiği şeylerd en dilediğini var eder dilemediğini de var etmez.

Allah’ın ezeli sıfatı olan ilimin taalluk ettiği varlıklar hadistir. Ama O’nun bilgisi varlıklardan önce ve ezelidir. Sadece insanın bilgisi varlıktan sonradır. Insanların icatlarıyla ilgili bilgileri icattan önce olsa bile yine bu bilgi başka varlıklara dayanmakta ve önce olduğu kabul edilse bile ezeli değildir. Ama Allah’ın bilgisi ezelidir.


 
< Önceki   Sonraki >

Son Yorumlananlar

- İnanç Atlası (1 yorum)
- Cennette cuma günü nasıl yaşanacak? (2 yorum)
- Kuantum Fiziğinin Düşündürdükleri (2 yorum)
- Kum Yiyen Kuşlar (2 yorum)
- Kuantum Felsefesi (2 yorum)
- Farid Farjad (5 yorum)
- Alevilik nedir? Sünnilik nedir? (15 yorum)
- Host Değişikliği (1 yorum)
- olmayacak (2 yorum)
- Mavi Patikler (3 yorum)