|
Allah'ın (cc) fiili sıfatlarında zaman sorunu |
|
|
|
Sayfa 2 Toplam 8
Kelam alimleri Allah’ın sıfatları konusunda sorunları ortadan kaldırmak için fiili sıfatlarla zati sıfatları ayırma yoluna gitmişlerdir. Matüridiler hariç, alimler fiili sıfatların zattan ayrı olduğunda ittifak etmişlerdir. Matürîdîlere göre fiili sıfatlar Allah’ın ezeli sıfatıdır. Mesela; Allah varlıkları yaratmadan önce de yaratıcıdır. Kelam alimleri zati sıfatların ise zatın aynısı mı yoksa gayrısı mı olduğunda ihtilaf etmemişlerdir. Ancak Ehl-i Sü nnet bu sıfatların zatın ne aynısı ne de gayrısı olduğunu savunmuş lar. Mu’tezile ise zatının aynısı olduğunu kabul etmişler. Aslında bunu tartışmak doğru değildir, zira Allah’ın zatını bilme imkanımız yoktur. Dolayısıyla da Allah’ın sıfatlarının zatının ayrı veya gayrı olduğunu ayırt edemeyiz.
Zati sıfatlar konusunda müşterek görüşlere sahip olan Ehl-i Sünnet alimleri fiili sıfatlar konusunda farklı görüşleri benimsemiş ler. Matürîdîlere göre fiili sıfatlar ezeli, Eş ’arilere göre ise fiili sıfatlar hâdistir. Ancak Bakillani ve Gazzalî, biraz daha farklı düşünürler. Onlara göre fiili sıfatlar bir fiil ortaya koymadıkları halleriyle ezelid ir. Eş’arilerin sonradan g elen takipçileri ile Matürîdî alimleri arasında bu konuda görüş birliğine varılmış tır. Matürîdîler bu sıfatların kadim olmalarına rağmen tecellilerinin hâdis olduğunu, yani yaratılanların ve yaratmanın hâdis olduğunu kabul ederler.
ILIM SIFATI
Zat sıfat iliş kisi konusunda üzerinde önemle durulan sıfatlardan biri Allah’ın ilim sıfatıdır. Aslında ilim sıfatının anlaş ılması ve yorumlanması konusunda bir sorun yoktur. Bizim bu sıfatı sorun olarak ele almamızın nedeni, kelam alimlerinin sıfatların izahında takip ettikleri metodun farklı olmasıdır. Yani sıfatların izahında farklı davranılmakta ve bir yöntem bütünlüğüne gidilmemektedir. Ilim sıfatının kelam alimleri açısından sorun teşkil etmemesinin belki de nedeni, Allah’ın ilim sıfatı ve bu sıfatın iş levi olan bilgisinin ezeli olmasıdır. Dolayısıyla Allah’ın ilim sıfatı ezelî olduğu gibi bilgileri de ezelîdir. Onun bilgisinde yenilenme olmaz. Allah’ın bilgisinin yenileneceği daha çok filozoflar tarafından kabul edilip savunulmaktadır. Onlara göre tabiatta iradi fiillere imkan verilebilmesi için Allah’ın tikelleri bilememesi ve bu bilgileri ihtiyari olguların ortaya çıkmasından sonra öğrenmesi gerekir. Gerçi tikellerin bilinmesi konusunda filozoflar arasında tam bir bütünlük
olmasa da bazılarına, özellikle de Ibni Sina’ya göre Allah tikelleri bilemez, ancak onları tümel şeklinde bilir. Tikelleri de Ibn Sina iki kısma ayırır. Bunlardan birincisi kimlik vb. şeyler ki Allah bunları bilir. Ikincisi tikellerin değişen halleri ki Allah’ın bunları bilmesi zorunluluğu gerektireceği için onları bilmez. Aksi takdirde Allah’ın bilgisi bütün varlığı ezelde kapsarsa, bu varlıklar Allah’ın bilgisine göre olmak zorunda olduğu için irade ve tercih ortadan kalkacaktır. Fiiller ihtiyari olduğu kabul edilince bu konudaki Allah’ın bilgisi de ancak tercihte bulunan failin tercihinden sonra var olacaktır. Sonradan olan bilgi ise ezelde olamaz. Bu nedenle Allah tikelleri bilemez. Çünkü Allah tikelleri bilir dendiği takdirde Allah’ın bilgisinde değişmenin olduğu kabul edilmek zorunda kalınır. Bu ise Allah için düşünülemez. Zira bilginin değişmesi demek o bilginin yanlış olduğu anlamına gelir. Bu da Allah’ın bilgisinin mükemmel ve tam olduğu fikrine ters düşer. Fârâbî ise Allah’ın tikelleri olacağı gibi bildiğini savunur. Ona göre Allah her şeyi bilir bu bilgisi de ezelidir. Onun bilgisi zorunluluğu da gerektirmez. Bu nedenle kelam alimlerinin hemen hemen hepsi filozofların; Allah’ın bazı şeyleri veya külli şeyleri bilemeyeceği fikrine karş ı çıkarlar. Onlara göre Allah ’ın ilmi her şeyi kapsar ve ezelidir. Onun ilminde her hangi bir değiş ikilik olmaz.
|