|
Sayfa 3 Toplam 5
SORU 5: Alevilik bir din midir?
Kimilerine göre, bana göre de, bu soru zait, lüzumsuz, provakatif ve kırıcıdır. Ama
üzerinde durulması gereken önemli bir sorudur. Şimdiki cevabımız kesinlikle Aleviliğin İslam
içinde olduğudur. Dolayısıyla ayrı bir din değildir. Ayrı bir din olursa ne değişir? Belki bir din olarak, diğer bazı dinler gibi, DKAB Derslerinde yer alabilir. Ama bu kesinlikle yetmez. Çünkü, faraza bu din, diğer dinler gibi dünyanın başka bir yerinde değil Türkiye’de olacaktır. Mevcut yasalara göre, başta Lozan Antlaşması olmak üzere, azınlık da olmayacaklarına göre, bu ders içinde bir şekilde yer almaları gerekecektir. Yer almazlarsa, işte o zaman uluslar arası hukukun ihlali gündeme gelir.
Peki böyle bir ihtimal var mıdır? Avrupa’daki bazı Alevi gelişmelerini, konu ile
ilgili sözüm ona bilimsel araştırmaları ve bazı Alevi yapılanmaların izledikleri yollara
bakarsak, Aleviliğin İslam motifleriyle sonradan etkilenmiş, eski Anadolu dinlerinden izler
taşıyan bir din olduğu iddiasından; İslam içinde olmakla birlikte, tamamen faklılaşmış ve
Protestanlık gibi Mezhep-Din olma çabalarına kadar bir çok olguyu tespit ederiz. Almanya
merkezli, Avrupa’daki Alevi yapılanmaları, özellikle Alevi kimliğinin tanınması ve Alevilere
ayrı din dersleri alınması gayreti içerisindedirler. Uzun yıllar İslam Din Dersi isteklerinde bulunan çeşitli gruplarla, biz de Müslümanız, biz de bu derslerde yerimizi almak istiyoruz diyen (bazı) Aleviler, artık açıkça, biz bunlarla aynı masada aynı dersin mücadelesini yapmayız. Biz onlar gibi (!) Müslüman değiliz, biz kendi özel dersimizi isteriz demeye başlamışlardır. Özellikle Berlin’de elde edilen ayrı Alevi Din dersinden sonra tüm eyaletlerde aynı yol izlenmektedir. Aslında bu uzun süren bir strateji takibinin sonucudur.
Avrupa Alevileri şu söylemle bu aşamaya kadar gelmişlerdir: Biz, Aleviler olarak, esasen Dinler arası bir din dersinden yanayız. Tüm dinlerin çocuklarının aynı sınıfta, aynı derste dinler arası diyalog halinde öğrenecekleri bir ders bize en uygun olanıdır. Ancak, böyle bir dersin sakıncaları da olacaktır, bizim için. Tüm dinler bir arada, diyalog halinde okutulurken,Alevilik İslam dininin içinde/altında gösterilecektir. Bunda bir problem yok gibi görünse de, bizim açımızdan problemsiz de değildir. Şöyle ki: İslam hakkında bilgi verilecek, Allah,Peygamber, İman, İbadet, Helaller, Haramlar anlatılacak. Tabii bu derste diğer İslam
yorumları yanında Alevilik de ayrıca yerini alacak. Sıra Aleviliğe geldiğinde, Alevilerin İslam olma noktasında diğerlerinden çok farklılaştıkları görülecek. Kur’an’da namaz vardır ama, Alevilikte ?, Cami Müslümanların İbadet yeridir, Aleviler …? Gibi bir çok konuda sorular çıkacak. Alevi çocuklar, diğer din mensuplarının da bulunduğu ortamda bir nevi kendilerini sorgulanmış, eksik veya yetersiz gösterilmiş hissedecekler. Kim böyle bir ders ister? Bunun için biz, istemeye istemeye, ikinci alternatif olarak Mezhepler arası bir din dersi taraftarıyız. Yani tüm İslam yorumlarının ayrı ayrı ifade bulduğu bir din dersi. Tabii ki, Alevilik de ayrıca öğretilecek. Ancak, bu kez de, birinci seçenekteki karşılaştırma ve Aleviliği İslam’ın içinde ama İslam’dan bir çok şeyi içermeyen bir yorum olarak gösterme durumu ile karşı karşıya kalınacaktır. Bu durumda da Alevi çocuk kendisini, sorgulanmış, eksik gösterilmiş vb. hissedecektir. İşte bundan dolayı biz, istemeye istemeye, ayrı Alevi din dersi istemek zorunda kalacağız.
Tüm bunlar 2001 yılı ortalarına ait tespitlerdir. Ondan çok kısa bir süre sonra, aynı
yılın sonlarına doğru ayrı Alevi Din Dersi hakkı Berlin’de kazanılmış, diğer eyaletlerde de bu doğrultuda gayret gösterilmeye başlanmıştır.
Bu serüveni göz önüne almak kesinlikle Türkiye’deki isteklerin ilerisini görmek
açısından önemlidir. Türkiye’deki Alevilerin çok büyük ekseriyetine şu anda ben başka bir
dindenim dedirtemezsiniz. Başka bir din dersi istiyorum da dedirtemezsiniz. Ama, üç-beş yıl öncesine kadar Avrupa’da da durum farklı değildi.
İşin bir önemli tarafı da Avrupa’daki Alevi teşkilatlanması bir zamanlar Türkiye’deki kökleri tarafından desteklenip şekillenirken, şimdi, bu destekle büyüyen Avrupa
Aleviliği Türkiye’dekileri teşkilatlandırma ve yapılandırma aşamasına girmiştir. Ve, hepsi
olmasa da, etkin olan önemli bir kesim, ayrı bir Din ya da en azından Mezhep-Din olma ve
ayrı bir din dersi alma taraftarıdır.
Acaba Türkiye’deki Alevi Din Dersi isteklerinin arkasında bunlar bulunabilir mi?
Örneğin, Türkiye’de hukuki süreci başlatıp bitirdikten sonra Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesine giden vatandaşımızın, bu mahkemeye başvuruda bulunmaya Avrupa
Alevilerinin başkanı ile gitmesi bir fikir verebilir. Bulunsa ne olur deyip geçmemeli. Çünkü
eğer onlar varsa, DKAB Derslerinde kendilerine ne kadar yer verilirse verilsin kabul
etmeyeceklerdir. Ta ki; ayrı bir din dersi alıncaya, yani ayrı bir dinsel statü kabul edilinceye kadar. Avrupa Alevilerine yapılan şu tür açıklamalar göz ardı edilmemelidir: Bundan böyle dinsel kimliğimize dair soru sorulduğunda doğrudan “Alevi” demeye özen göstermeliyiz. En azından “Alevi Müslüman” denmeli, önce Müslüman deyip de daha sonra “Alevi” denilmemelidir.
|