|
Sayfa 2 Toplam 2
Kişilik Dinamikleri Işığında Doğu ve Batı Karşılaştırması
Batı insanı:
Batılıların % 80’i hissi merkezli ve ferdi tabiatlı iken, içinde bulundukları zamana ve gelecek zamana daha çok önem verirler. Batılı insanlarda tecrübe ve şahsi yorumlarla öğrenme, diyalog ve etkileşim önemlidir. Ani ve kendiliğinden harekete geçmeye yatkın bireylerdir. Batı insanı ferdi kişiliğini, fikir ve hislerini ortaya koyarak ifade eder.
Doğu İnsanı:
Doğulu insanlar geçmişin ve bugünün geleceğe aynen taşınmasına tabii bir eğilim gösterirler. Daha çok grup ve cemaat hayatına önem verirler.
Bu kimseler şahsiyetlerini, cemaate veya ait oldukları sosyal gruplara feda edebilirler. Ayrıntılı talimatlarla ve birinci el tecrübelerle ve tekrarlayarak öğrenmeye daha çok yatkındırlar. Mecbur tutulduklarında harekete geçerler. Olgulara ve ayrıntılara inerek, iletişimi tercih ederler. Grup kararına göre konuşur ve diyaloga geçerler.
Bu bilgiler ışığında; Batı insanının hissi kapasitesinin, olgunlaştırılıp, kontrol altına alınması gerekirken, Doğu insanının ferdileşme yönünde geliştirilmesi gerekiyor. Kişilik dinamikleri perspektifinden, Doğu’nun Batı’ya hediyesi, fiziki prensip olup, sistematik uzun vadeli planlamayı Batı’ya öğretebilir. Zamanı aşan, sürdürülebilir binalar, tabii ritimlere saygı ve grubun, cemaatin önemi gibi kavram ve değerler, Doğu’dan Batı’ya geçmiştir. Bunların Batı dünyasında, hissi prensiple sentezi, dengeyi doğurur. Doğuda, şahsi tercihler ve ifadeler yerine, grup, cemaat ve takım tercihleri söz konusu olduğundan, Doğulu insan daha çok birinci el tecrübelerle öğrenir, sistematik çalışır, daha derinlikte çok az boyutu ele alır.
İnsanları şekillendiren bu kapasitelerin günlük hayattaki fonksiyonlarını anlamak için ev yapımını örnek verebiliriz. Bir ev, zihni ölçekte tasarımlanır, hissi seviyede inşaatı organize edilir, fiziki seviyede sistematik olarak inşa edilir. İslamî kaynaklarda insan fıtratında kuvve-i gadabiye, kuvve-i şeheviye ve kuvve-i akliye olmak üzere üç kuvvet bulunduğu belirtilmektedir. Öfke, nefret, korku, sevgi, aşk ve muhabbet kuvve-i gadabiye ve kuvve-i şeheviyenin tezahürü olup, bunlar insan dinamiği modelinde hissi kapasiteye karşılık gelmektedir. Kuvve-i akliye ise zihni kapasiteye tekabül etmektedir.
İnsan dinamiği yaklaşımı prensipleri, insanlarda aşağıdaki ahlaki değerlerin gelişmesi ve kök salması için bir bilgi temeli ve modeli oluşturur:
“Dinle!, gözle!, saygı duy!, takdir et!, açık ol!, sorgula!, kendini bil!, diğerlerini anla!, yargılama!, gerçekçi ol!, iş birliğine katıl!,, alaka ve ihtimam göster!, affet!” Bu tutum ve davranışlara yönelik kavramlar, gerçekte, insanların fert ve topluluk olarak ortaya koydukları hayatın kalitesini artırmaya yöneliktir.
Her insanın kişilik dinamiği, canlı ve yaşayan bir sistem olup, kişinin ferdi ve sosyal hayatında fiziki, zihni ve hissi özellikler şeklinde kendini ortaya koyar. Kişilik dinamikleri, seste, beyinde ve kişinin genetik programında kodlanmıştır. Farklı kişilik dinamiği sistemleri holonomik olup çok farklı şekillerde gruplandırılabilir.
Kişinin gözlerinden, duruşundan, konuşma ritminden ve hızından, belirli kelimeleri daha sık kullanışından, strese verdiği cevaptan, öğrenme biçiminden, sahip olduğu hafıza biçiminden ve enerjisinin yoğunlaştığı vücut bölgesinden gelen veriler değerlendirilirse, bu farklı kişilik dinamikleri ortaya çıkarılabilir. Her fert kendi dinamik sistemi içinde sonsuz gelişme kapasitesine sahiptir. İnsanlardaki bu kişilik dinamiklerinin erken dönemde tanımlanması, çocuk eğitimi ve gelişiminde vazgeçilemez bir öneme sahiptir.
Her fert kendi kişilik dinamiğini daha tesirli kullanmayı öğrenebilir. Bu kişilik dinamikleri 0–1 yaş grubu arasında ortaya çıkar ve o motif üzerinde iyi veya kötü yönde gelişim gösterir. Gelişim çizgisi Yaratıcı’nın isimleri adedince sonsuz çeşitlilik gösterir.
Kişilik dinamiklerinin kalıtsal yönü kuvvetlidir. Ailede en az bir kişi çocuğun kişilik dinamiğinden olup hayat tecrübesi, mesleki beklentiler, kurum kültürü bu kişilik dinamiğinin ortaya konuşunu belli ölçüde değiştirebilir. Fakat onun temel iç işlemlerini değiştiremez Burada anlatılan kişilik dinamikleri, çevreden değil, yaratılıştan gelen fıtrattır.
Kişilik dinamiği motifleri, farklı fıtrat sistemleri olarak görülebilir. Her kişilik dinamiğinin bir enerji kapasitesi ve merkezi vardır. Çünkü insanlar, bir açıdan da bir enerji sistemi oluştururlar.
Her ferdin fiziki, hissi ve zihni çizgileri farklıdır. Ancak bu enerji dağılımlarının hiçbiri diğerinden daha iyi değildir. Herkesin kendi gelişim yolunda karşılaşacağı ve çözeceği özel zorluklar vardır.
İnsan vücudunda, enerji akışına bağlı olarak, insanların davranışlarını ve sağlıklarını anlama, çok eski bir gelenektir. Farklı kişilik dinamiklerinde, merkezi enerji noktası farklı farklıdır. Zihin merkezli insanların enerjisinin merkezi, kafasının etrafı iken, duygu merkezli insanlarda enerjinin merkezi, göğüslerinin etrafı, fiziki merkezlilerde ise, karın bölgesidir. Farklı kişilik dinamiğine sahip fenlerin metabolik hızları, belirgin derecede farklılık göstermektedir. Zihni merkezli fertlerde en hızlı, fiziki merkezli ferilerde en yavaştır.
Farklı kişilik dinamiklerinin, iletişim biçimi, öğrenme ve hafıza biçimleri, biyolojik bedenin işleyişine hassasiyet, birşey yanlış gittiğinde gösterdikleri tepkilerin muhtemel gelişme şekli ve sırası, değişime karşı tavırları, zamanla ilişki biçimi ve onu algılayışı farklı farklıdır. Her birinin zihni, hissi ve fiziki sağlıklarının devamı için özel ihtiyaçları vardır ve bunların karşılanması gerekir.
Özellikle, farklı kişilik dinamiklerinin strese karşı reaksiyonları farklıdır. Her bir kişilik dinamiğinin farklı gelişim motifi de vardır. Bu motif keşfedilip kişiler bu motife uygun olarak gelişim gösterirlerse, ferdi ve sosyal hayatlarında doyuma ulaşırlar ve faal bir hayat sürebilirler. Her kişilik dinamiğinin ihtiyaçları farklı olduğundan, her birine uygun davranmak sağlıklı bir sosyal hayat ve takım çalışması için hayati öneme sahiptir.
Öğrencinin kişilik dinamiğini bilmek, öğretmenin öğrenciye ulaşmasını kolaylaştırır. Farklı insan sistemleri (kişilik dinamikleri), orkestranın çalgı aletleri gibidir. Her insanda, farklı enstrümanlar ve farklı çalgı maharetleri irsi olarak vardır. Bizden istenen, bu enstrümanları fark edip, doğru yerde kullanmasını öğrenerek, orijinal bir senfoni ve besteyi fert ve toplum olarak meydana getirebilmektir.
Farklı kişilik dinamikleri, aynı cümleleri farklı şeyleri kastederek kullanırlar. Hatta her bir kişilik dinamiğinin söylediği şeyler, diğer kişilik dinamiklerine sahip olan kişilerce yanlış yorumlanır. Bazıları hissiyata, bazıları nesnel olgu ve delillere, bazıları etkileşimlere daha fazla önem verirler.
Bu üç özellik dinamik olarak hayatımızda aktif olduğundan, sağlığımızı, iyiliğimizi ve verimliliğimizi geliştirmede kullanılabilir. Bu üç prensip eşit derecede önemli ve birbirine her seviyede (fen-aile-toplum-müessese) entegre olmak zorundadır.
Mesela -müessese platformunda- bu özellik şu şekilde değerlendirilebilir:
1- Zihni prensip: Müessesenin net vizyonu, sağlam oturmuş prensipleri, plan yapma kapasitesi var mı?
2- Hissi prensip: Kurumda, iletişim ve organizasyon iyi mi? İnsanlara değer veriliyor mu? Orijinalite ve mucitlik, ferdî tutum ve davranışlar destek görüyor mu?
3- Fiziki prensip: Sistemin işleyişi düzenli mi? Pragmatik mi? Günlük rutin işleri etkin şekilde çözebiliyor mu? Müessese kendisini daha büyük bir sistemin parçası olarak görüyor mu? Bu sorulara verilen cevaplara bağlı olarak, müessesenin hastalıklı yönleri ortaya çıkarılabilir.
Bu yaklaşım, hem takım çalışmasına, hem de toplantıların verimli geçmesine uyarlanabilir. Bu yaklaşım doğru kullanılırsa takım çalışmalarında, hem kaliteyi hem de üretkenliği artırır.
Tek fert ve lider kavramı, bugün geçerliliğini kaybetmiştir. Liderlik bugün bir takım fonksiyonudur. Bu takımda, farklı kişilik dinamiğinden insanlar temsil edilirler. Bu da, küresel bir toplumda, başarılı iş yapmanın yegâne ön şartıdır. Beş farklı kişilik dinamiğinden oluşan vasıflı ve liyakatli beş kişilik bir liderlik takımı, bütün insanlığı temsil etme potansiyeline sahiptir. Hepsi birbirinin tamamlayıcısıdır ve bir sistem oluştururlar. Eğer bu vasıflı beş kişi birlikte iyi çalışırlarsa, bütün insanlığın harmoni içinde birlikte yaşayabileceği bir sistem oluşturabilirler.
KAYNAKLAR
-Sandra Seagal ve David Horne. (1997). Human Dynamics. ,A New Framework for Understanding People and Realizing the Potential in Our Organizations. Pegasus Communications. Inc.. Waltham MA. 340 sh.
- http://www.humandynamics.com/
Yorumlar () |
|
|
|
|
|