İnsan Tabiatını Anlamada Yeni Bir Sentez Yazdır E-Posta
Üye Oyları: / 2
OlumsuzOlumlu 
Makale İndeksi
İnsan Tabiatını Anlamada Yeni Bir Sentez
Sayfa 2
Kategori : Öğretmen Odası / Genel , Yazar : aslanbash , Okunma : 349

İnsanın fıtratı oluşurken değişmez bazı temel ve şekillendirici özelliklerin veya desenlerin kullanıldığı çok uzun yıllardır bilinmekteydi. Tarih boyunca bu temel özelliklere ait bazı işaretleri keşfedebilen ilimlerin, bu bilgileri insanları tanımada, onları doğru yerde ve doğru işte değerlendirmede kullandıkları da bir gerçek

Duygusal kapasitesi güçlü kişiler, ilişkilere, takıma, kavramlara, sisteme özel önem verirler. Bilgileri lateral (sıradışı) sezgisel biçimde daha çok işlerler. Önsezileri akıl ve mantıklarından daha güçlüdür. Bunların yapmaktan zevk aldıkları ve başarılı oldukları fonksiyonlar, hissetme, bağlantı kurma, iletişim, ilişkilendirme, kişiselleştirme, empati duyma, organize etme, uyum ve ahenk sağlama, işlemler hayal etme, tasarım, insanlarla pozitif ilişki kurma ve çeşitlilikten hoşlanmadır.
Bugün piyasada insanı tanımlayan eski veya yeni yüzlerce model ve yaklaşım, binlerce kişilik analiz testi bulunmaktadır. Ne var ki şu ana kadar geliştirilen bu model ve testlerin hepsi kısmi olup, “insan denen meçhul”ün bütün yönlerini içine almaktan uzak olduğu gibi, oldukça tanımlayıcı ve kategorize edicidir.

İnsan fıtratının ana motiflerini keşfetmek için geliştirilen yeni bir model “insan dinamiği” olarak adlandırılmakladır. Nasıl kâinat ve tabiat bir sistem ise ve bu sistemin işleyişinde kanunlar varsa; insan da bir sistem olup, onun da işleyişine ait kaideler vardır. Tabiatı botanikçiler yaratmadı; onlar sadece mevcut sistemdeki farklılıkları tespit ederek, bu tespitlerine göre canlılar için yeni bir hiyerarşik sistem tanımladılar. Aslında insan da bir bitki ve çiçek olarak ele alınabilir. Çiçekler arasındaki farklılıkları ayırt etmek ne kadar önemli ise, insanların her birinin farklı yönlerini anlamak ondan çok daha önemlidir. Kişinin ait olduğu grup veya sınıf doğru tespit edilebilirse, kendisine ve topluma daha faydalı işler yapabilme imkânı doğar. Etrafınızdaki insanlara dikkatlice bir göz attığınızda, her insanın fonksiyonlarında, iş yapış tarzlarında farklılıklar olduğunu görürsünüz. İnsanların bilgiyi işleme, iletişim kurma, öğrenme, problem çözme, kendini tanımlama ve dış dünya ile münasebet kurmaları; sağlıkları, şahsi ve sosyal gelişme biçimleri birbirinden farklıdır. İşte, insan fıtratının motiflerini keşfetmek üzere geliştirilen yeni model, sistemci ve holistik (bütüncül) bir yaklaşımla ampirik gözlemlere dayanır.

İnsan kendini tanımadan ve sırlarını keşfetmeden sağlıklı bir kişilik geliştiremez. İnsanlar arasındaki çeşitlilik ve farklılık, tabiatta da var olan bir özellik olduğundan gözardı edilmemeli, saygı duyulmalı, takdir edilmeli ve inkişaf ettirilip, insanlık adına kullanılmalıdır.

İnsanın teşkil ettiği sistem, diğer bütün sistemleri içine almaktadır; dolayısıyla insan sistemini doğru olarak anlamadan diğer sistemleri etkili şekilde oluşturmak çok zordur. İnsan herşeyi herşeyle bağlantılı kılar. Bilinçli şekilde anlaşılıp eğitilmesi gereken ilk sistem, insan sistemidir.

İnsanları veya insan ilişkilerini değerlendirirken iki önemli ama farklı perspektif kullanılır. Birincisinde; ırk, cinsiyet, kültür ve din farklılıkları esas alınır. İkincisinde ise; insanların nasıl geliştikleri ve dış dünyadan gelen hangi tür bilgileri nasıl işleyip, ne tür davranış değişikliği oluşturdukları esas alınır

Bu ikinci ayırım, insanlar arasında diyaloga götürücü çok önemli ortaklıklar oluşturur.

Her insanın, yaratılıştan gelen zihni, fiziki ve hissi bir kapasitesi vardır. Bunlara şekillendirici prensip denebilir. Bunların kombinasyonu farklı kişilik dinamiklerini oluşturur.

Zihni Kapasite (Prensip)

Zihin kapasitesi güçlü olan kişiler, kavramlara-yapılara-fikirlere özel önem verirler. Bilgi işleme düzenleri, doğrusal-mantıki ve objektiftir. Bu yönü güçlü fıtratların çok başarılı oldukları fonksiyonlar; düşünme, planlama, odaklanma, yönlendirme, yapı tasarımı, bütünü görebilme prensipleri ve değerleri yerleştirme, objektifliği sürdürme, kavramsallaştırma (soyut düşünebilme) ve analiz edebilmedir. Bu kişiler zihin merkezli insanlar olarak tanımlanır.

Hissi Kapasite

Duygusal kapasitesi güçlü kişiler, ilişkilere, takıma, kavramlara, sisteme özel önem verirler. Bilgileri lateral (sıradışı) sezgisel biçimde daha çok işlerler. Önsezileri akıl ve mantıklarından daha güçlüdür. Bunların yapmaktan zevk aldıkları ve başarılı oldukları fonksiyonlar, hissetme, bağlantı kurma, iletişim, ilişkilendirme, kişiselleştirme, empati duyma, organize etme, uyum ve ahenk sağlama, işlemler hayal etme, tasarım, insanlarla pozitif ilişki kurma ve çeşitlilikten hoşlanmadır.

Fiziki Kapasite Fiziki kapasitesi

Fiziki kapasitesi güçlü kişiler, aksiyona, uygulamaya ve işlemleri bitirmeye özel önem verirler. Bilgiyi işleme biçimleri, sistematik olup, çok sayıda bilgi ve veri toplamadan, bunları analiz edip, ilgili veriler arasındaki bağlantıyı görmeden karar vermezler. Ayrıntılı uygulama planlarını başarısızlıklara yol açmadan tatbik etmek önem verdikleri şeylerdir. Başarılı oldukları ve zevk aldıkları fonksiyonlar, yapma (zihni ve bedeni) üretme, olayları ve düşünceleri somutlaştırma, ayrıntılara inme, ince düşünme, her şeyi fonksiyonel kılma açısından düşünme, faydalanma, pratikliği ön plana alma, iş birliği, sentez etme, her şeyi sistematik hale getirmedir.

Düşünülen ve hissedilen şeyleri hayata geçirme, somutlaştırma bu fıtratların öncelikle zevk aldıkları şeylerdir.

Fıtratlarını şekillendiren bu üç temel özellik ışığında insanlar, zihni-fiziki, zihni-hissi, hissi-zihni, hissi-fiziki, fiziki-zihni, fiziki-hissi şeklinde ikişerli olarak altı sınıfa bölünebilmektedir. Bu sınıfların oluşturulmasında ayırt edici kriterler, insanların çevrelerinden gelen bilgiyi nasıl işledikleri ve hangi tür bilgileri işlediklerine dayanır. Zihin merkezli kişiler bilgiyi mantıki ve sıralı olarak işlediklerinden rasyonel tabiatlı iken, hissi merkezli kişiler, bilgileri dağıtık ve ilişkisel temelde işlediklerinden hissi tabiatlı, fizik merkezli kişiler de pratik tabiatlı insanlardır.

Bu temel özelliklerin üçü de insanın tabiatında vardır. İnsanlar doğarken bu özelliklerden iki tanesini güçlü, bir tanesini de zayıf olarak taşır. Kişilik gelişimi ve eğitimi esnasında zayıf olan özelliğin de güçlü olarak bu halkaya takılması gerekir. Her bir kişilik dinamiği, kendi içinde çok farklı derecelerde iş görürler. Ancak eşit derecede öneme sahiptir. Biri diğerinden daha iyi değildir. Her birinin kendine ait güzellikleri vardır ve belli fonksiyonlara, işlere karşı eğilimleri, yatkınlıkları vardır. Her gruptaki kişi, çok zeki veya az zeki olabilir. Bunu da gelişme şartları belirler. Bu özelliklerin her biri birbirini tamamlayıcı özelliğe sahiptir. Hepsi bir arada, tam manalı fonksiyonel bir bütün oluşturur. Bu gerçek ise, insanın takım çalışmasına, iş birliğine, yardımlaşmaya olan tabii ve derin ihtiyacını gösterir. Bu prensiplerin olgunlaştırılması, geliştirilmesi, uygun yöne kanalize edilmesi gerekir. Yoksa, hem kişiye, hem topluluğa zararı olur. Her özelliğin sonsuza varan gelişme ve ortaya konulma biçimi vardır. Bu farklı kişilik dinamikleri, bakış açısına göre toplumda kaos veya sinerji (birbirini destekleme) oluşturabilir. “İnsanlar fen ve topluluk olarak nasıl fonksiyon görüyorlar?” sorusunun daha bütüncül bir cevabı, insan dinamiği sistemi modeliyle verilebilir.

Uzakdoğu hariç kuzey-batı yarım kürede yaşayan değişik kültürler üzerinde yapılan araştırmalar, bu kişilik tiplerinin insanlar arasındaki dağıtımını ortaya koymuştur:

Zihni-Fiziki (Mental-Physical), % 5
Hissi-Zihni (Emotional- Mental) % 25
Fiziki-Zihni (Physical- Mental) % 10
Hissi-Fiziki (Emotional- Physical) % 55
Fiziki-Hissi (Physical- Emotional) % 5

Uzakdoğulularda, özellikle Japonlarda fizikmerkezli (Fiziki-Zihni) insanların yüzdesi Batıdakilerle kıyaslandığında daha fazla (% 15) bulunmuştur. Bu gruptaki kişilerin yeni orijinal fikir üretmeleri zayıf iken, fikirleri pratiğe geçirmeleri çok yüksektir. Bu da niçin bu ülkelerde teknolojinin çok daha hızlı geliştiğini kısmen açıklayabilir.

Bununla ayrıca Doğu ve Batı’nın kültürel seviyedeki farklılığının kişilik dinamiklerine de yansıdığı, belki de Doğu ve Batı insanının fıtratından gelen farklılıkların onlarda farklı kültürlerin oluşmasına da yol açtığı söylenebilir. Türk kavimlerindeki insanların kişilik dağılımlarının oranları ise keşfedilmeyi beklemektedir. 
( makalenin 2. sayfasında Kişilik Dinamikleri Işığında Doğu ve Batı Karşılaştırması  )


 
< Önceki   Sonraki >

Son Yorumlananlar

- İnanç Atlası (1 yorum)
- Cennette cuma günü nasıl yaşanacak? (2 yorum)
- Kuantum Fiziğinin Düşündürdükleri (2 yorum)
- Kum Yiyen Kuşlar (2 yorum)
- Kuantum Felsefesi (2 yorum)
- Farid Farjad (5 yorum)
- Alevilik nedir? Sünnilik nedir? (15 yorum)
- Host Değişikliği (1 yorum)
- olmayacak (2 yorum)
- Mavi Patikler (3 yorum)