Kategori : Felsefe , Yazar : hakan s. , Okunma : 336
Demokrasinin her derde deva bir sihirli değnek gibi kabul edilmesinin en büyük sebebi, demokrasinin matematiksel bir çoğunluğun sınırsız iktidarı için paha biçilmez bir meşrulaştırıcı manivela olarak görülmesidir.
Burada anahtar kelime “sınırsızlıktır”. Denetlenemezliği ve keyfîliği ifade eder.
Demokrasinin bu şekilde tanımlanması, ilk bakışta bütün sorunların meşru çözüm yollarının bulunabilmesi fikrini çağrıştırsa da temel haklar açısından azıcık bir akıl yürütmeyle bakıldığında doğrudan doğruya hukuk karşıtı bir iktidar sağlayıcı olduğu ortaya çıkar.
Toplum bütün dinamiklerine rağmen var olabilmek için bazı değişmezlere muhtaçtır.
Toplumsal hayatımız bu “olmazsa olmazların” sağlanması güvencesi üzerine kuruludur.
Hepimizin bildiği , yaşamak, mülkiyet ve ifade hürriyeti hakları istisnasız hepimizin güvence altında olduğunu düşündüğümüz haklarımızdır. Bu haklarımızın güvence altında olmadığı bir rejimde kimin hükûmet ettiğinin bir önemi yoktur.
Aksi bir bakış açsıyla bu hakların daima güvence altında olduğu bir rejimin de ne olduğu önemli değildir. İnsanlar hayatlarının ve ellerindekinin ve beyinlerindekinin korunmasını önemser, kaç kişinin nasıl bir rejim ihdas ettiğini değil…
Liberalizm-demokrasi sözde çelişkisinden dem vuranların pradaoksal yanlış sorusu:”Halk sosyalizme geçmek isterse bunu yasaklamak demokratik olur mu?” dur…
Burada belki demokrasinin şekil şartı yerine getirilmiş olur ama toplumun devamını sağlayan hukuk öncülleri çiğnenir. Yani hukuka temel olan o üç temel hak…
Zira halkın sosyalizme geçmesi halinde bir ihtimal yaşamak hakkı çiğnenmez ama mülkiyet ve ifade hürriyeti hakları kesinlikle yok edilir veya geriye dönüşlü bir durumda askıya alınır…
Bu durumda kendimize sormamız gereken şey şudur:” İstenilen şey ne pahasına olursa olsun bir çoğunluğun sınırsız iktidarı mıdır? Yoksa yönetenlerin her halükârda üç temel hakkı korumakla yükümlü oldukları bir hukuk rejimimidir?”
Soruyu bu şekilde sorunca sınırsız iktidar sağlayıcısı bir demokrasinin pek de akıl kârı olmadığı görülecektir.
“Hayatî” olanı, “şeklî” olana tercih etmek durumu diye bir şey söz konusu olamayacağından ferdin var olma şartlarını çoğunluğun şekli iktidarına feda etmek gibi bir durum kesinlikle kabul edilemez. Bu durumu “doğru” kabul ederek de demokrasi savunulamaz. Zira demokrasi ancak bu üç temel hakka riayetle sınırlı bir iktidarın genel kanaat tarafından seçilmesiyle anlamlıdır.. Demokrasiyi anlamlı kılan salt matematik çoğunluk değildir…
Liberalizm rejimlerin hukuksal dayanağıdır ama demokrasi liberalizmi kapsayamaz. Zira adına demokrasi denen çok çeşitli çoğunluk diktaları başka ülkeleri ve kendi halklarını günümüzde hâlâ sömürmektedir.
Afşar Çelik
Liberal Düşünce Topluluğu
Yorumlar (0)
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmeniz için siteye giriş yapmanız gerekmekte.. Hala üye değilseniz lütfen öncelikle üye olunuz.