Kategori : Öğretmen Odası / Genel , Yazar : hakan s. , Okunma : 833
Öğrencilik yıllarımda öğretmenler günü denilince aklıma ezilmiş bir grup insanı teselli etme günü gelirdi. O gün öğretmenlerimi daha bir çekingen görürdüm. Kendileriyle ilgileniliyo görüntüsünden oldukça rahatsız olur gibilerdi. Öğretmen olunca bu durumu daha da iyi kavradım. En kalabalık memur grubu olma, dünyanın en önemli mesleğini yapma gerçeğini malesef geri planda tutmaya yetecek mükellefiyetler getiriyor. Örneğin öğretmen maaşına yapılacak 1 ytl lik zam ülke bütçesine trilyonlara mal oluyor doğru. 600 bin öğretmen az ama ülkemizin mali gücü bu kadar öğretmeni refah düzeyinde yaşatmak için çok düşük.
Aslında öğretmenlere bakılsa bu durumu kanıksadıkları görülebilir. Yani zaten maaşını biliyordur da öğretmenlik sınavına giriyordur, piyasada yapabileceği pek iş yoktur da öğretmen olmaya çalışıyordur gibi bir durum ortada. Öğretmenliğin saygınlığı bitti malesef. Bu anlatılabilmesi zor bir durum. Öğrencilerime anlattığım dersten başka pek çok etki ettiğim konular oluyor. Çok ilginç bir şekilde öğrenciler öğretmenlerine göre şekilleniyorlar. Yani bu durumun çok önemli olması gerekiyor. Zira 15 sene sonranın piyasasına hakim insanları şimdinin öğretmenleri kadar çalışkan, şimdinin öğretmenleri kadar geniş ufuklu olabilecekler. Daha fazlası değil. Sanırım artık "bu ülke için çalışmak" gibi bir hedef artık kimsede kalmadı. Öğretmenlerden başka.. Gözlemleyebildiğim meslek grupları içinde vicdani rahatsızlık oluşturmasından dolayı işini en az savsaklayanlar öğretmenlerdir.
Doğuda doktorluk yapmak aylık 3000 ytl gibi maaşlarla özendirilmeye çalışılırken öğretmenlik bu konuda önemli görülmez. Halbuki Doğu'muzun en önemli sorunu durumundadır eğitim. Yine de pek çok vatan evladı yıllarca askerlik yapıyor gibi görevini yapmaya çalışır. Memurdur işte, kim onu düşünsün. Yolları kapalı köylerde 6 ay mahsur kalmış öğretmenleri bu yazıyı okuyanlar içerisinden bile umursayanlar var mı? Ya da İstanbul'dan, ailesinin, akrabalarının bulunduğu bu şehirden 300 ytl kira, 40 ytl yol, 100 ytl öğle yemeği giderleriyle başedemediği için taşınmak zorunda kalan, tayin isteyen öğretmenlerin var oluşu kimseyi rahatsız edecek mi? Eşinden, çocuğundan 1,5 sene ayrı tutulmuş, stajerlik kalkmadan eş öğretmenleri birbirileriyle buluşmaktan alıkoyan yönetmeliklerin bulunduğu bir ülkede o öğretmenlerin derslerini nasıl bir motivasyonla işlediği, eşini yavrusunu 4-5 ayda bir kere gördüğü gerçekleri öğretmenler gününü gerçekten "kutlatabilecek" mi?
Bu ülkede öğretmenler öğrencilerinden dayak yiyor, bu ülkede öğretmenleri ne Bakanlık, il mem'ler, ne ilçe memler ne okul idareleri ne veliler, ne de öğrenciler adam yerine koyuyor.
Niçin kutluyoruz öğretmenler gününü çok merak ediyorum.
Böyle bir zorunluluğumuz yok.
Bir öğretmen olarak -şahsım adına söylüyorum- öğretmenler günü duyduğum utancı hiçbir iş günü duymuyorum.
Bu kadar alay geçilmeye tahammül gösteremiyorum.
Konuşacağım, ağlayacağım ama ifade özgürlüğüm de yok.
Gelin bu öğretmenler gününde öğretmenlerimiz için bir şey yapalım, oturalım ve sıkıntıları dağları aşmasına rağmen gülümsemeye çalışan ve hala daha idealleri olan bu insanlar için ağlayalım.
Yorumlar () |
|
|
|
|
|