Hakkari'nin 40 yıllık eğitimcisi Yazdır E-Posta
Üye Oyları: / 1
OlumsuzOlumlu 
Makale İndeksi
Hakkari'nin 40 yıllık eğitimcisi
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6

EVİ, ARABASI VE İŞYERİ 3 KEZ BOMBALANDI

Aytaç, Millî Eğitim Müdürlüğü görevi sırasında üç büyük hadise atlatır: “O devir ideolojik bir devirdi. Ne kadar TİKKO’cu, Dev-Genç’li işte değişik ideolojiler içerisinde öğretmen menşeli insan varsa İzmir’e tayin olmuştu. Göreve başladıktan sonra evim bombalandı. Kapı, pencere olduğu gibi aşağı indi. Biz de bizi seven, saydığımız insanlara sorduk, ‘Tamam mı devam mı?’ dedik. Ben öyle çok cesur bir adam değilimdir. ‘Devam’ denildi.”

Aysal Hoca’yı yıldırma faaliyetleri hayatı pahasına devam eder. İkinci hadise, bundan bir ay sonra gerçekleşir: “Arabam bombalandı. Bir arabanın insana veda ettiğini ben orada gördüm. Kablolar birbirine bağlanınca, dokununca müthiş ve uzun bir korna sesi çıktı. Aşağıya bakamadık korkumuzdan. Çünkü evimin etrafındaki dükkânlar, ne kadar TİKKO’cu, Dev- Genç’li solcu varsa onlar tarafından tutulmuştu. Kimisi berber, kimisi karpuzcu vs. Bunu istihbarat da biliyordu.” Çok ciddi bir tazyik ve sıkıntı altında olduğu için ailesi ve kendisine yedi koruma polisi verilir. Çevresindekiler resmî araba yerine her gün ayrı bir özel araba ile işe gidip gelmesini söyler ona: “Ancak o tarihlerde buna imkân yoktu. Dört sivil araba bulabildiler. Cuma hariç o arabalarla ve değişik yollardan geçerek daireye geliyordum. Bir de ilçelere giderken ‘Kemalpaşa’ya gidiyorum’ der Bergama’ya giderdim.”

Bombalamalar bitmedi... Ev, araba derken sırada makam odası vardır: “Sabah erken saatte iki genç Millî Eğitim Müdürlüğü makamının altına tahrip gücü çok yüksek bombayı yerleştirdi. Patlama olunca beton, iki buçuk cm aşağıya inmiş; her şey tuz-buz olmuş. Ben her seferinde ‘Tamam mı, devam mı?’ diyorum. ‘Devam’ deniliyor ve bol bol Ayetel Kürsi okumam tavsiye ediliyordu. Hakikaten çok fazla okuyordum ve öyle gidiyordum işe. Ve Allah öyle bir gayret ve heyecan veriyordu ki, sanki bütün İzmir yıkılsa ben ayakta kalacağım diye düşünüyordum. Onun için de yılmadan devam ettim öyle.” Görevini yaparken bu sefer de 12 Eylül olmuştur. Askerî idare, Aytaç’ın yanına Cengiz İdil isimli bir tuğgeneral verir. Paşa ile birlikte bir sene göreve böyle devam eder: “Paşa bir gün sabahleyin geldi. ‘Aysal Bey’ dedi ‘Çok şikâyet var hakkınızda.’ Dosyanın içerisinde dilekçeler olduğunu söyledi. ‘Ne kadar Paşam? Bin, 2 bin, 4 bin?’ diye sordum. ‘Yok’ dedi. Dedim ‘15 bin öğretmen var İzmir’de. Ona göre söyleyin.’ ‘117 dilekçe var’ dedi. ‘O 117 dilekçeye göre hüküm verecekseniz, demek 15 bin öğretmenden 117’si hariç, diğerleri benden memnun. O zaman benim görevde kalmam lâzım. Ordu bizim ordumuzdur. Ama bu mesleğin mensubu biziz’ dedim.” Üç gün sonra valilik çağırır ve görevi bir paşaya devretmesi istenir ondan. Aysal Hoca, orada personeline duygusal bir konuşma yapar: “İmkânım el verse hepinizin altından heykelini yaptırırdım. Çünkü siz çok sıkıntılı bir devrede vazife yaptınız. Devlete kızgınlık ve kırgınlık olmaz. Sizler vazifeye devam edeceksiniz’ dedim. Ben böyle konuşunca emekli paşa da bir konuşma yaptı ve sonra bana dedi ki ‘Koğuşu bir gezsek.’ ‘Burada koğuş olmaz’ dedim. ‘Siz kendiniz gezin’ dedim. ‘Sonra ‘Ne kadar erat var burada’ dedi. Anlattım bunları Süleyman Demirel’e. O da epey güldü.”

KÜNEFE YERİNE HAPİS YEDİ!

Kız Lisesi’ne öğretmen tayin edilen Aytaç’ın döneminde göreve başlayan öğretmenler görevlerinden alınmaya başlanır. Aysal Hoca, onlara morallerini bozmamalarını söyler. Onlara moral vermesi de rahatsızlık uyandırır. Ve İzmir’le irtibatı olmasın diye 1981’in eylül ayında Denizli’ye tayin edilir: “Ben soruşturma geçirmedim. Eşim burada. Ya beni eşimin yanına, ya eşimi de Denizli’ye verin. Bu zulümdür’ dedim.” Denizli’ye gönderdiklerinde de en ücra köşesine tayin etmek isterler onu. Ancak Denizli’deki aklıselim sahibi Millî Eğitim Müdürü’nün ‘Madem bu kadar kötü bir adam. Gözümüzün önünde olsun’ demesiyle İmam Hatip Lisesi’ne öğretmen olarak verilir. 7 ay bu şartlarda çalıştıktan sonra Manisa’ya alınır. İzmir’den, günübirlik Manisa Atatürk Ortaokulu’na gidip gelmektedir.

Bu arada, onun Fethullah Gülen Hocaefendi ile tanışmasını sağlayan Alaattin Gıdak, bir arkadaşlarının yeni ev aldığını, dolayısıyla künefe yemeye gideceklerini, kendisinin de onlara dâhil olmasını ister: “Gittik, bir eve girdik. İçeride Mehmet Özyurt var, Bornova’daki camiin imamı. Elinde hadis kitabı onu açmış okuyor. İçeride 3-4 kişi daha var. Biz de girdik içeriye. Daha tanışmadık, kim nedir diye. Üç kişi ellerinde Thomson silahlarla içeriye girdi. ‘Kımıldamayın, yere yatın’ dediler.”

Yorumlar (0)add
Yorum Ekle

Yorum ekleyebilmeniz için siteye giriş yapmanız gerekmekte.. Hala üye değilseniz lütfen öncelikle üye olunuz.


busy

 
< Önceki   Sonraki >

Din Dersi Sitelerini Tek Sayfadan Takip Edebilmek Artık Mümkün !
Resime Tıklayınız .

Son Yorumlananlar

- İnanç Atlası (1 yorum)
- Cennette cuma günü nasıl yaşanacak? (2 yorum)
- Kuantum Fiziğinin Düşündürdükleri (2 yorum)
- Kum Yiyen Kuşlar (2 yorum)
- Kuantum Felsefesi (2 yorum)
- Farid Farjad (5 yorum)
- Alevilik nedir? Sünnilik nedir? (15 yorum)
- Host Değişikliği (1 yorum)
- olmayacak (2 yorum)
- Mavi Patikler (3 yorum)