Hakkari'nin 40 yıllık eğitimcisi Yazdır E-Posta
Üye Oyları: / 1
OlumsuzOlumlu 
Makale İndeksi
Hakkari'nin 40 yıllık eğitimcisi
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6

Öğrencilerini hayatları boyunca takip eden Aytaç’ın o sene yetiştirdiği öğrencilerden Abdülhalit Özdinç Hakkâri Senatörü, Halil Selçuk da Türk Dil Kurumu’nda genel sekreter olmuştu sonraki yıllarda; doktorlar, özel idare müdürü vs. çıkanlar ayrı tabii.

Hakkâri, Aysal Hoca’nın hayatında artık önemli bir yer tutarken o da Hakkârililerin gönlünde ‘efsane’ bir isim olmuştu bu süreçte. 1961’de Hakkâri’den ayrılan Aytaç’ı görev yaptığı yerlerde Hakkârililer hep ziyaret eder. Aytaç, aradan yıllar geçtikten sonra, 1983’te, bu sefer eşi ve kızı ile Hakkâri’yi tekrar ziyarete gider: “Bana karşı büyük muhabbetleri var. Van’dan otobüsle Hakkâri’ye gittik. Otobüstekilerin ağabeyleri veya babalarını tanıyorum. Bizi evlerine davet ettiler. Ben dedim ki ‘Adil Erdoğan beni perişan eder.’ Adil’in evine gittik. Adil’in hanımı olduğunu sonradan öğrendiğim bir hanım açtı kapıyı. ‘Büyük oğlunuzun ismi ne?’ dedim. ‘Aysal’ dedi. ‘Nereden buldunuz o ismi?’ dedim. Dedi ki ‘Kocamın Aysal diye bir öğretmen arkadaşı vardı. Onun adı bu.’ ‘O Aysal benim’ dedim.”

HAKKÂRİ ZİYARETİ MİT’İ BİLE ŞAŞIRTTI

Adil Erdoğan, yıllar sonra dostunu karşısında görünce çok sevinir. İki arkadaş hasret giderir. Gece gelmesinler diye bilerek geç saatte öğrencilerini arayıp haber veren Aytaç, sabahleyin en az yüz Hakkârilinin kapıya dikilmesiyle uyanır: “Göreceksiniz o sevgi ve muhabbeti. Onlar ağlıyor ben ağlıyorum. 25 sene sonra ilk defa karşılaşıyorum. Onlar çok hor ve hakir görülmüşler. Bu ilginin sebebi, insanlara insan muamelesi yapmak ve affedici olmak. Ben bunu Rabbim’in lütfu olarak görüyorum.” Aytaç, peşinde yüz Hakkârili ile çıkmak durumunda kalır sokağa. Hakkâri’de kaldığı iki gündeki hareketlilik MİT’in gözünden de kaçmaz: “MİT bölge sorumlusu geldi bana ‘Hocam sen in misin cin misin?’ dedi, ‘Hakkâri’de hayatı durdurdun.”

Adil Erdoğan başta olmak üzere Hakkârililer, evlerindeki en kıymetli hediyelerini Aysal Aytaç’a getirip takdim eder ve önde-arkada 20 araba eşliğinde şehir dışına kadar eşlik ettikleri misafirlerini bir taksiyle Van’a uğurlarlar: “1960’larda çok söylediler ‘Gel kal burada. Hakkâri’den evlendirelim seni. Ama benim Ankara’da hukuk fakültesine kaydolmak gibi bir niyetim vardı.”

27 Mayıs 1960 darbesine Hakkâri’de yakalanan Aysal Hoca, gün CHP’nin olduğu için ağabey, amca dediği DP’lilerden yüz bulamaz bu dönemde: “DP İl Başkanı Fuat Amca vardı. İki yakasından tuttum, ‘Selam vereceğim almıyorsun’ dedim. ‘Oğlum. Biz sakıt olduk. Selamlaştığımızı görürlerse sana zarar verirler’ dedi.”

1961’de Polatlı Ortaokulu’na tayin olan Aytaç, buraya yerleşip, hukuk fakültesine de kayıt yaptırır. Ancak, bir memur olarak aldığı maaşın Ankara’ya gidip gelmekte yeterli olmayacağına karar vererek, okulu bırakıp askerlik vazifesini aradan çıkarmayı düşünür. 1961-63 yılları arasında, 6 ayı yedek subay okulunda, bir yılı asteğmen, 6 ayı da teğmen olmak üzere Edirne’de yapar askerliğini. Oldukça maceralı bir dönemden sonra, Uşak’ın Karahallı ilçesinin bir köyünde öğretmenlik yapan Aytaç, Kamil Kutluay’ın kızı Nesrin Hanım’la hayatını birleştirir: “İhtilalden sonra demokratik hayata geçtikten sonra il genel meclis toplanıyor. 12 il genel meclisi üyesinin 9’u AP’li. İçlerinde en tahsillisi kayınpeder. O da orta birinci sınıftan terk. CHP’li Vali Musa Eren, ‘Beyler 4 yıl beraber çalışacağız. Beni tanıyın. İki şeyden nefret ederim. Birincisi ‘Beni buraya halk gönderdi. Halk, oy lafını eden politikacıdan nefret ederim. İkincisi kanun, yönetmelik, bakanlık emirlerinin kıyısından köşesinden yollar bularak bunları halk lehine yorumlayanlardan nefret ederim’ diyor. Kayınpeder de müthiş medeni cesareti olan biri. Kalkıyor ‘Sayın valim. Ben sizi öğrendim. Şimdi siz de beni öğrenin’ diyor, ‘İki şeyden nefret ederim. Bir, millî iradeyi hiçe sayan, millî iradeye saygı duymayan bürokrattan nefret ederim. İkincisi kanunu, yönetmeliği, bakanlık emirlerini dar kalıplar içine sıkıştırıp vatandaş lehine hizmet üretmeyen bürokrattan da nefret ederim.’ Bunu duyan diğer DP’li il genel meclis üyeleri de başlıyor alkışlamaya ve aynen Kamil Bey’e katıldıklarını ifade ediyorlar. Kayınpeder valiyi ondan sonra hiç rahat bırakmıyor.” Kamil Bey, Uşak’taki tek kitapçıya tembihliyor ve valinin satın aldığı kitaplardan birer tane de kendisi istiyor. Konuşmalarında o kitaplardan istediği pasajları kullanan valiye, kitaplardaki sözlerin devamını hatırlatarak valiye adeta kök söktürüyor.

Önder, Ali Özgür ve Afra isimlerinde çocukları olan Aysal Hoca eş durumundan Karahallı Ortaokulu’nda öğretmenliğe devam eder. Orhan Dengiz’in Milli Eğitim Bakanı olması sonucu, DP Uşak teşkilatınca artık çok iyi tanınan kayınpederinin ağırlığı sayesinde 1966 yılında, İzmir Alsancak Ortaokulu’na müdür tayin edilir. Aytaç, bu tarihte 29 yaşında genç ve idealist bir eğitimcidir.


 
< Önceki   Sonraki >

Din Dersi Sitelerini Tek Sayfadan Takip Edebilmek Artık Mümkün !
Resime Tıklayınız .

Son Yorumlananlar

- İnanç Atlası (1 yorum)
- Cennette cuma günü nasıl yaşanacak? (2 yorum)
- Kuantum Fiziğinin Düşündürdükleri (2 yorum)
- Kum Yiyen Kuşlar (2 yorum)
- Kuantum Felsefesi (2 yorum)
- Farid Farjad (5 yorum)
- Alevilik nedir? Sünnilik nedir? (15 yorum)
- Host Değişikliği (1 yorum)
- olmayacak (2 yorum)
- Mavi Patikler (3 yorum)