Hakkari'nin 40 yıllık eğitimcisi Yazdır E-Posta
Üye Oyları: / 1
OlumsuzOlumlu 
Makale İndeksi
Hakkari'nin 40 yıllık eğitimcisi
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6

YILMAZ ERDOĞAN’IN BABASINI ÇOK DÖVDÜM

Hakkâri halkıyla çok iyi diyalog kuran Aytaç burada önemli dostlar da kazanır: “Yılmaz Erdoğan’ın amcası Adil de Çölemerik’te -Hakkâri’nin o zamanki adı- ilköğretimde öğretmen. Adil’le orada çok samimi olduk. Ve Adil ilk doğan oğluna benim ismimi verdi. Yılmaz Erdoğan’ın babası Nazım da benim öğrencim oldu lise bir ve ikide. Çok da yaramazdı, çok da dövdüm onu. Ama çok sevimliydi. Ağabeyinden kaynaklanan yakınlığımızdan dolayı ben ailenin bir mensubu gibiydim. Hepsi beni çok severlerdi. Onların aile yapısı şöyle idi. En büyükleri Adil’in annesi öldükten sonra babası ikinci hanımı, yani Nazım’ın annesini almış. Nazım ve Namık ikiz kardeşti. Bunlardan biri doktor biri mühendis oldu. Namık, Sağlık Bakanlığı’nda müfettişken öldürüldü. Ankara’da Elmadağ yolunda ölü bulundu. Çok dürüst bir çocuktu Namık. Yılmaz Erdoğan’ın dedesi Nazmi Erdoğan nahiye müdürüydü. Yılmaz, espritüelliğini tamamen dedesinden almış. Nazım amca da çok severdi beni. Yılmaz Erdoğan’ın annesinin babası da çok espritüeldi. O da bir süre belediye başkanlığı yaptı. Yani Hakkârili insanların çoğu böyle çok espritüeldi.” Aysal Hoca, kısa zamanda öğrencileri tarafından sevilen birisi olup çıkar: “Onlar benim kendilerini sevdiğimi anladılar. Çok serttim, çok döverdim, ama kimseye zayıf vermezdim. Sene sonunda mutlaka herkesi sınıf geçirirdim. Ama öğreterek. Onlara ‘Okuyun mutlaka’ derdim. İlk seneyi böyle geçirdik. Beni çok sevmeye başladı insanlar.” Kaldığı üç senede, Aysal Hoca ile Hakkârililer arasında müthiş bir bağ kurulur: “Hakkâri tarihinde görülmüş değildi üç sene kalan. Üç yılın sonunda veda edip ayrılırken, şimdi mübalağa olmasın, 1200 mevcutlu Hakkâri’nin 500’ü beni uğurladı. Onlar ağlıyorlar, ben ağlıyorum. Ve şu anda benim jenerasyonumda olanlara Aysal deyince hepsi dururlar. Esnafın isimlerini dükkân dükkân sayabilecek kadar çok sevdim onları.”

Lise yeni açıldığı için o dönemde yaş kaydına bakılmaksızın herkes liseye alındığından kendisinden büyük öğrencileri de olan Aytaç’ın bu süreçte yaşadığı sayısız hatırası vardır: “O tarihlerde ortaokul ve lise bitirmeler sözlü oluyordu. Ben tabii hepsinin mezun olduğunu düşünerek diplomaları tanzim ettim. Bir öğrenciyi sözlü imtihan ediyoruz. Çocuğa ne sorduysam yanlış söylüyor. Komisyondakilere dedim ki ‘Bunu bana biraz verin.’ İçeri aldım, iki tokat vurdum. ‘Biz seni mezun ediyoruz, sen hâlâ şey yapıyorsun’ dedim. Sonra içeri girdik tekrar. Çocuk oldu bülbül. Yani bizim o iki tokadı bekliyormuş herhalde.”

Bir öğrencisi ile yaşadığı hadiseden ders çıkararak, ondan sonraki eğitim hayatı boyunca sınıf huzurunda öğrencilerini rencide etmemeyi meslek prensibi edinen Aysal Hoca’nın, kendisinden üç yaş büyük Mehmet Burgu isimli talebesiyle ilgili bir hatırası da şöyledir: “O tarihlerde sınıf geçme yönetmeliklerinde çok değişiklik oldu. Öğretmenler kurulu isterse bütün derslerden öğrenciyi geçirebiliyordu. Mehmet Burgu ‘Hocam’ dedi ‘7 dersten kalmışım.’ ‘Mehmet oğlum çalışacaksın’ dedim. ‘Hocam vallahi çalışamam, kafam almıyor’ dedi. Bu 7 dersin 6’sını idare bike’ dedi. Yani idare et. ‘Yalnız cebirden kalacağım, cevapları ezberlerim. Kurban olayım’ dedi. ‘Peki’ dedik ve Mehmet lise üçe geçti, sonra da liseyi bitirdi. Ben tabii pek çokları gibi Mehmet’i de takip ettim. Aradan 5-6 sene geçti. Hakkâri’den ayrıldım. 1964 veya 65’te Ankara’da Kızılay’da bir trafik polisi düdük çaldı ve dört taraftan geçen arabaları da durdurdu. Herkes bakıyor. Ben de bakıyorum. Bir ses ‘Aysal Hocam geeeç’ dedi. Böyle deyince beni Ankara’da kim tanır? Mütevazı bir okul müdürüyüm Uşak Karahallı’da. Doğru gittim polisin yanına, kimsin, nesin diye. Hocam ben Mehmet Burgu’ dedi.” Aysal Hoca’nın 7 dersten kalmak üzere olan talebesi polis akademisine girmiş, stajını yapmaktadır Kızılay’da. Daha sonra öğrencisini takip eden Aytaç, onun Muş Emniyet Müdür Muavini ve Eskişehir Bölge Trafik Müdürü olarak emekli olduğunu öğrenir: “Bir dersten Mehmet’e bu imkânı sağlamış olmak olayı bitirdi. Sonra liseden ilk mezun olan 27 kişinin 21’i üniversiteye girdi. O bizim için çok büyük mutluluk oldu.”


 
< Önceki   Sonraki >

Din Dersi Sitelerini Tek Sayfadan Takip Edebilmek Artık Mümkün !
Resime Tıklayınız .

Son Yorumlananlar

- İnanç Atlası (1 yorum)
- Cennette cuma günü nasıl yaşanacak? (2 yorum)
- Kuantum Fiziğinin Düşündürdükleri (2 yorum)
- Kum Yiyen Kuşlar (2 yorum)
- Kuantum Felsefesi (2 yorum)
- Farid Farjad (5 yorum)
- Alevilik nedir? Sünnilik nedir? (15 yorum)
- Host Değişikliği (1 yorum)
- olmayacak (2 yorum)
- Mavi Patikler (3 yorum)