Hakkari'nin 40 yıllık eğitimcisi Yazdır E-Posta
Üye Oyları: / 1
OlumsuzOlumlu 
Makale İndeksi
Hakkari'nin 40 yıllık eğitimcisi
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Kategori : Öğretmen Odası / Genel , Yazar : hakan s. , Okunma : 691

İmkânsızlık yüzünden köy enstitülerinde okuyan, Yılmaz Erdoğan’ın babasına öğretmenlik yaptığı Hakkâri’de MİT’i bile şaşırtan Aysal Aytaç, Aksiyon’a konuştu. Aysal Aytaç, 1937’de, Uşak’ın Ulubey kasabasında, yıllar boyunca camilerde hatiplik yaptıkları için Hatipzadeler olarak anılan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Daha sonraki tespitlerinden ve Uşak ile çevresinin Türkmenlerden oluşmasına binaen kendilerini Türkmen kabul eden Molla Himmet ve oğullarının ailesinde, hatiplik babadan oğula intikal eden bir meslektir. Ta ki Aysal Aytaç’ın babası Ali Bey’e kadar. Aksiyon'un haberi devamında..

Şimdi hayatına misafir olacağımız, ömrünü eğitim ve öğretimle geçirmiş müstesna bir isim. Eğitim camiasına yararlı olacak çok ders var onun hayatında. Okuyacaklarınız size inanılmaz gelebilir.

Aysal Aytaç, 1937’de, Uşak’ın Ulubey kasabasında, yıllar boyunca camilerde hatiplik yaptıkları için Hatipzadeler olarak anılan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Daha sonraki tespitlerinden ve Uşak ile çevresinin Türkmenlerden oluşmasına binaen kendilerini Türkmen kabul eden Molla Himmet ve oğullarının ailesinde, hatiplik babadan oğula intikal eden bir meslektir. Ta ki Aysal Aytaç’ın babası Ali Bey’e kadar.

İmam ve müezzinlerin, köylünün harman sonrası kendilerine verdikleri arpa ya da buğday ile geçimlerini temin ettikleri yıllardır o zamanlar.

Eski Türkçede ‘hatip’, ‘söyler’ anlamına gelen Aytaç’ı kendisine soyadı alan Ali Efendi’nin başından bir evlilik geçmiş ve iki oğlu olmuştur. Hanımı vefat edince de, önceki evliliğinden bir çocuğu olan Sultan Hanım’la hayatını birleştirmiş ve çiftin Aysal dâhil dört çocuğu daha dünyaya gelmiştir.

Böyle bir ailede doğan Aysal, ilkokulu bitirdiğinde okumaya devam etmek arzusundadır. Ancak ailenin maddî durumu hiç mi hiç müsait değildir. Köyde, birisi aylık 15 lira karşılığında onu okutmayı kabul eder. Paranın 10 lirasını da dayısı verecektir. Ancak altı aylığı peşin isteyince o plan da yatar: “Babam ‘Kalsın bu iş’ dedi, terzi oldum ben.”

Terzi çırağı olarak işe başlayan küçük Aysal, o tarihlerde ortaokul öğrencilerinin giydiği şapkalardan o kadar etkilenir ki, okuma arzusu giderek daha da şiddetlenir: “Mest olurdum onları şapkalı görünce. O şapka ile bir ayrıcalık içinde olduklarını ortaya koyuyorlardı.” Tahsil için Uşak’a gidemeyen, çevresinde başka okul da bulunmayan Aytaç için tek okunacak yer köy enstitüleridir: “Kafaya koydum okuyacağım diye. İstasyona kadar yaya yürüdüm. O zamanlar ara treni vardı. Trene bindim. Tren hareket etmek üzere iken ustam karşıma çıktı. Camdan gördüm. Yani bir dakika önce ustam beni görse ‘Hadi yürü’ dese biz terzi kalacağız. Ustam ‘Ooo...’ falan dedi biz Uşak’a doğru hareket ettik.”


 
< Önceki   Sonraki >

Son Yorumlananlar

- İnanç Atlası (1 yorum)
- Cennette cuma günü nasıl yaşanacak? (2 yorum)
- Kuantum Fiziğinin Düşündürdükleri (2 yorum)
- Kum Yiyen Kuşlar (2 yorum)
- Kuantum Felsefesi (2 yorum)
- Farid Farjad (5 yorum)
- Alevilik nedir? Sünnilik nedir? (15 yorum)
- Host Değişikliği (1 yorum)
- olmayacak (2 yorum)
- Mavi Patikler (3 yorum)