Kategori : Alıntılar , Yazar : seyfullah zülfikar , Okunma : 141
 _tüketim kavram ve tarihçesine girmeden önce, modern tüketim kültürünün oluşumuna neden olan dünyadaki ekonomik, sosyal ,kültürel, ve siyasal gelişmelere kısaca bakmak yerinde olacaktır. çünkü modern tüketim olgusu tek başına değil bir çok değişkenlerle ve etkenlerle incelenmesi gereken komplike bir olgudur.
_...tüketimde meydana gelen devrimsel değişmeler, üretimde meydana gelen değişmelerin bir sonucudur. avrupa?da 1725?te ingiltere?de buhar makinesinin bulunmasıyla birlikte üretimde küçük atölyelerden, fabrika seri üretim (mass production) sistemine 18. yüzyılın ikinci yarısından sonra geçilmiştir. (rosenberg, 1992: 183)* amerikalı otomobil yapımcısı henry ford?un 19. yüzyılın sonlarına doğru, normal aileler için başladığı seri otomobil üretimi, batı kapitalizminin gelişmesinde çığır açıcı bir gelişme olarak nitelendirilmektedir. a. gramsci tarafından ?fordizm? olarak adlandırılan bu girişimle, sadece seri üretim yapılmamış aynı zamanda ürünlerin stnadart haline getirilmesi de başarılmıştır. (bocock, 1997: 29-31)**
_sosyologlar, sosyal hareketlerle ilgili analizlerini politik ve ekonomik hareketlerden ayrı geliştirdikçe tüketim olgusuna, arz ve talebe, üretime, para miktarına veya faiz oranlarına bağlı, özellikle ekonomik bir hareket olarak değil sosyal bir olgu olarak yaklaşmaya başlamışlardır. (bocock, 1997: 15)**
_kapitalist küresel tüketim toplumunda artık ihtiyaçlar, üretim tarafından belirlenmektedir. ?ihtiyaçlar neden doğar?? sorusuna şimdi farklı cevaplar verilmektedir. tüketimin insanların yaşamlarını sürdürebilmek için gerekli olan beslenme, barınma, güvenlik ve sağlık gibi temel gereksinimlerini karşılamaya yönelik olduğunu söylemek, geleneksel dönemde olduğu kadar kolay olmamaktadır. üretim sisteminde gerçekleşen devrim, ihtiyacı belirleyen önemli faktörlerden biri olmultur artık. üretilen mal ve hizmetler temel ihtiyaçtan olmadığı halde, vazgeçilmez ihtiyaçlardanmış gibi algılanmaya neden olabiliyor. der galbraith?ın deyimiyle, çoğu ihtiyaçlar, aslında üretimin ürünüdür.
_aşağıdaki kısım sonuç bölümünden alıntıdır?
_her şeyden önce osmanlı?da batılılaşma talebinin ilk belirtileri, 17. yüzyılda genelde askeri kaygılardan hareketle ortaya çıktığı görülmektedir. tüketimde arayışlar ve değişme talebi ise, lale devri?nde saray çevresinden gelmiştir. nüvelenme dönemi diye adlandırdığımız bu ilk dönemde, tüketimde farklı talep ve değişme arzusu olsa da doğrudan batı ve doğu gibi dikotomik (ikileşik) bir arayışın olmadığını anlıyoruz. bu yüzyılda en dikkat çekici gelişme, belli üst sınıflarda tüketime karşı yoğun bir ilginin baş göstererek ev ve konut mimarsinde, eğlence ve dinlenme tarzında bir yenilenmenin ortaya çıkmasıdır. bu değişmeler, sınırlı ölçüde bazı kesimleri etkilemiş olsa da, çoğunluk tarafından onaylanmamış ve sert tepkilerle karşılaşmıştır. fakat sonuçta bu dönemde farklı tüketim tarzının ?tadına varan? bir grup ya da kesim ortaya çıkmıştır. daha sonraki dönemlerde batılı tüketim tarzının gelişmesinde ve yaygınlaşmasında bu kesim öncülük rölü oynamıştır.
_hareketlenme döneminde ise, başta askeriye olmak üzere kurumlardaki batılılaşmadan hareketle memurların kılık kıyafetlerinde batılı tarzda değişmeler gerçekleşmiştir. ilk kez bazı memurlara fes ve pantolon giyme zorunluluğu getirilmiştir. bu durum, batılı tüketimn örüntülerinin devlet tarafından meşrulaştığını göstermesi bakımından çok önemli ve anlamlı bir tercihtir. artık batılılaşma, devletin yenilenme politikasında önemli bir yer işgal etmekte ve bu yenilenmede gösterge olarak en önemli rollerden biri tüketime verilmektedir.
_1830?ların sonlarında avrupalı devletlerle yapılan ticari anlaşmalarla birlikte batılı tüccarlar, müslüman tebaasından daha az oranda gümrük bedeli ödeyerek, batıdan görülmedik bir şekilde getirdikleri eşya ve ürünleri türk pazarında pazarlamaya başladılar. bu durum, yerli firmaların rekabet gücünü azaltarak ithal ürünler karşısında zorlanmasına neden olmuştur. bu ayrıcalıktan sonra tanzimat fermanlarıyla azınlıklara siyasi ve sosyal haklar da verilerek batı merkezli bir ilişki ve düzen kurulmaya başlanmıştır.
_bu dönemde ilk kez demiryolu ulaşıma açılmış, hemen ardından otomobil gibi motorlu araçlar kullanılmaya ve bon marché gibi batı merkezli büyük mağazalar ve eğlence mekanları, başta istanbul olmak üzere, adana, mersin, tarsus, beyrut, şam gibi merkezi kentlerde osmanlı tebaasına hizmet vermeye başlamıştır. bu gelişmeler doğrudan batılı ürünlerin artık daha rahat bir şekilde iç bölgelere kadar girdiğini, dağıtıldığını ve tüketildiğini göstermektedir.
_dönüşüm dönemi olarak adlandırdığımız bu dönemde değişimin öncüleri olarak sarayları diplomatlari tüccarlar, ?mirasyediler?, öğrenci ve aydınları görmekteyiz. bunlara ek olarak merkez kentlerdeki elit ve orta sınıfın bir kısmı da bu değişmeye olumlu tepkiler vermişlerdir.
_cumhuriyetle birlikte inkılaplar dönemine gelindiğinde devlet, uygarlık projesiyle doğrudan batılı tüketime katılmış, bu katılımla birlikte sadece devlet kendi kurum ve memurlarını bu değişime katmakla kalmamış, sivil alanları da buna dahil etmiştir. bir anlamda bu döneme kadar parça parça gerçekleşen batılı değişimler, bir bütün ve bir sistem halinde varlığını göstermiştir. batılılaşmada ortaya çıkan resmi ve sivil farklılıklar ve ?çelişki?ler kaldırılmaya çalışılmıştır.
_II. dünya savaşından sonra kitleleşme dönemine gelindiğinde türk tüketim kültüründe önemli değişmelerin yaşandığı görülmektedir. memur, elit ve bazı orta sınıfın dışında kalan ve genel nüfusun neredeyse 4/5?inin temsil eden kırsal nüfusun, köylülerin önemli bir kısmının kentlere göçüyle birlikte nüfusun büyük bölümü batılı ve modern tüketim kalıplarıyla karşı karşıya kalmıştır. bir taraftan kurulan hükümetler daha batılı ve liberal politikaları denerken, diğer taraftan ekonomide ve üretimde bir canlanma başlamıştır. ayrıca marshall (1948) yardımlarıyla amerikan mallarına bağımlılık artmış ve yurt dışına (1961?de) gönderilen işçilerle beraber toplumun en alt tabakasından olan insanlar doğrudan batılı tüketim örüntüleriyle karşılaşmışlardır. kitleleşme döneminin inkılapları döneminden farkı, devlet ve hükümet politikalarının ötesinde, gönüllü ve isteğe bağlı olarak katılımın kendiliğinden gerçekleşmesidir. bu katılımda üretim sisteminin, endüstrileşmenin ve kentleşmenin önemli rolleri olmuştur.
_türk tüketim tarihinin son dönemi küreselleşme döneminde ise, geleneksel tüketim örüntülerinde ciddi bir dönüşüm yaşanmaktadır. fakat bu dönüşüm öncekiler gibi parça parça ve sadece şekilsel bir değişme değil, enformasyona, diyaloga ve etkileşime bağlı çok yönlü bir değişmedir. sanalın gerçek karşısındaki mukavemetini ve gerçeği yeniden biçimlendirmedeki iddiasını görmekteyiz. ayrıca, geleneksel tüketim otorite ve referanslarında bazı değişmeler görülmektedir. ideolojik ve geleneksel değerlerle birlikte, modern ve bireysel değer ve normlar da artık çağımız insanının önemli referansları arasında yer almaktadır. hatta bazen bireylerde bu değerler yer değiştirmektedir. bu da bireylerdeki dünyevi kurgunun baskın olduğuna işaret eder. bu durumun sonucu olarak, küresel tüketim kültürüne karşı en önemli engellerin başında şu anda refah seviyesinin düşüklüğü ve yoksulluk görülmektedir. bu da modern tüketim olgusunu, sosyal ve kültürel bir sorun olarak görmek yerine, sadece ekonomik bir sorun olarak görmeye ve izlemeye neden olmaktadır.
_**bocock, robert, 1997, tüketim, çev. irem kutluk, dost kitabevi, ankara.
[[bu kitabın orjinalinden önemli bir bölüm: "The concept of consumption has a variety of meanings, depend upon the major theoretical framework of which it is a component part. The concept of consumption has been used by some sociologists, for instance, in a way which is distinct from its role in economic theories, whether these were monetarist, Keynesian or Marxist theoritical frameworks. As sociologists developed their analyses of social action, so they focused on consumption as a social activity, rather than as a primarily economic activity? (Giddens, 1971, cited in Bocock, 1997, p. 5)." bu bölüm osman tuna gökgöz?ün ?how to be an ethical consumer?? adlı makalesinden alınmıştır._s.z.)]]
_*rozenborg n.; birdzell, 1992, batı nasıl zengin oldu, çev. erdal güven, form yayınları, istanbul.
_mustafa orçan?ın "osmanlı?dan günümüze modern türk tüketim kültürü" adlı kitabından alıntıdır.
Yazının Devamı :
Yorumlar () |
|
|
|
|
|