Ruhunu arayan Bilim Yazdır E-Posta
Üye Oyları: / 0
OlumsuzOlumlu 
Makale İndeksi
Ruhunu arayan Bilim
Sayfa 2
Sayfa 3

Deney, ölçüm ve evrensel ifade
Deney, yapan kişinin aktif (ve bir bakıma daha belirleyici bir unsur) olarak katıldığı bir bilim çalışması olduğundan, gözlem için sözkonusu olan rezervler bunun için de -hem de daha büyük ölçüde- geçerlidir. Deney ortamı ve şartları, ayrıca baştan sona bütün bir deney her zaman tam mânâsıyla kontrol altında olmayabilir; gözden kaçan müessir faktörler olabilir.

Gözlem gibi deneyin de az hata ile gerçekleştirilmesi, ve evrensel bir ifade diline dökülmesi; standart ölçümlere, matematiğe ve ortak terminolojiye ne ölçüde yer verildiğine bağlıdır. En yakın çevreden dünya ölçeğine kadar, diğerleriyle paylaşılmayan bir bilim faaliyetinin sonuçları yeni ve daha orijinal çalışmalara ilham verme şansı bulamaz (bilim insanlığın ortak değeridir). Dolayısıyla bir bilimin gelişme ve olgunluk seviyesi de, genellikle o bilimin standart ölçme tekniklerini ve matematiği kullanma, sonra bunu uluslararası ölçekte ifade etme gücüyle değerlendirilir.

En genel anlamda ölçüm; bazı kaidelere uygun olarak nesne ve olaylara sayılar vermektir. Ancak, bu sayıların o nesneleri bütün olarak değil de bazı özellikleri bakımından temsil ettiği unutulmamalıdır. Gözlem ve deney sırasında tutulan kayıtlar, özellikle bilgileri belli sistematik sınırlar içine alan, ve kıyaslamalar için ortak anlam ifade eden değerler hâline dönüştüren matematikî ölçmeler, istatistikî analize izin verir; dolayısıyla sınıflama ve genelleme yapma imkânı hazırlar.

Genelleme ve tümevarım
Fizikî âlemdeki madde ve süreçleri tanıma, tarif etme ve genel-geçerliliklerini anlamada kolaylık sağlaması açısından "sınıflama" ve "genelleme" önemli şematik adımları oluşturur. Bunun ardından madde ve hâdiselerin müstakil olarak ele alınıp analiz edilmesi safhası gelir ki, bu, genel kanunlara ulaşma, bütün Kâinat'ta geçerli olan "sistem" prensibini keşfetme, böylece şumullü bir âlem bilgisine sahip olmanın sağlıklı yolunu teşkil eder. Aristo'nun Orta Çağ boyunca Avrupa ve İslâm dünyasına hâkim olan tümdengelim (dedüksiyon) mantığı, yerini, bu yeni anlayışa, yani tümevarım (endüksiyon) metoduna terketmiştir.

Tümevarım, tabiatı ve kâinatı anlamaya çalışırken, vak'aları müstakilen ele almayı ve böylece belli bir senteze ulaşmayı (tüm hakkında fikir sahibi olmayı) esas alan analitik bir yaklaşımdır; parçadan bütüne, özelden genele gidiştir. Bilhassa tabiat bilimlerinde genellemeler tümevarım metoduyla her varlık ve hâdisenin tek tek incelenmesini, ve genel hükme uyup uymadığının test edilmesini gerektirdiğinden, günümüze kadar büyük ilerlemeler kaydedilmiştir (meselâ, tek tek metallerin denenmesinden sonra keşfedilen "bütün metaller ısıtılınca genleşir" prensibi). Ancak bu genellemelerin kesin, sonuna kadar doğrulanabilir önermeler olduğu görüşü, Popper'den beri güvenilirliğini kaybetmiştir.

Popper'e göre bilimsel teorilerin doğrulanmaları, onların ispatlandıkları mânâsına gelmez. Çünkü önemli olan, bir teorinin doğrulanabilir olması ve doğrulanması değil, yanlışlanabilir olup olmadığıdır. Herhangi bir bilgi veya teori yanlışlanmaya açık değilse, yani sınama yapılamayacak özellikteyse bu bilimsel bir teori değildir. Meselâ, jeolojik zaman ölçeğinde gerçekleşen biyolojik bir hâdise olarak kabul edilen "evrim" deney ve gözlem sürecine girmez. Dolayısıyla tabiî bilimler açısından bir ispatı da yoktur. Fakat daha da önemlisi, evrim teorisi bilimsel bir teori değildir. Çünkü bu teorinin olduğunu ileri sürdüğü hâdisenin aksini ispat etmek mümkün değildir; bize aksini ispat etme şansı veya imkânı vermeyen (aksi ispat edilemeyen değil), vermeyecek şekilde kurulmuş olan bir teori bilimsel nitelik taşımamaktadır. Aynı durum, marksist teori ile psikanaliz için de geçerlidir.

Bilimsel bilgi; insanlığın üzerinde birleştiği ortak bir değer olarak kabul edildiğinden, bilimin, daha doğrusu bilim adamının tarafsızlığı, fizikî âlemdeki madde ve hâdiselerin her türlü şahsî ve sübjektif hükmün ötesinde ve oldukları gibi algılanmaları gerektiği anlamını taşır. Tarafsızlık, bir anlamda şüpheci bir yaklaşımla gerçeği aramaya, fakat sonucu da mümkün olduğunca şüphe götürmeyecek tarzda bulmaya çalışırken, takınılan dürüst tavırdır. Yine de, bazı bilim dallarında, en azından zaman zaman, mutlak anlamda tarafsız kalınamayacağı, istek ve duygular kadar dünya görüşünün de seçici olabileceği ve çalışmaları etkileyebileceği unutulmamalıdır. Günlük hayatta olduğu gibi bilim faaliyetinde de çevrede olup biten her şey değil, ancak bazı şeyler algılanır ve gözlenir. Böyle olunca, bilimde tarafsızlık mutlak değil, sınırlı, özel anlamda, hattâ bazen tartışmaya açık kabul edilir.


 
< Önceki   Sonraki >

Son Yorumlananlar

- İnanç Atlası (1 yorum)
- Cennette cuma günü nasıl yaşanacak? (2 yorum)
- Kuantum Fiziğinin Düşündürdükleri (2 yorum)
- Kum Yiyen Kuşlar (2 yorum)
- Kuantum Felsefesi (2 yorum)
- Farid Farjad (5 yorum)
- Alevilik nedir? Sünnilik nedir? (15 yorum)
- Host Değişikliği (1 yorum)
- olmayacak (2 yorum)
- Mavi Patikler (3 yorum)