Kategori : Alıntılar , Yazar : seyfullah zülfikar , Okunma : 114
_ergenlik çağına yaklaştığımdan beri, yirmi yaş öncesi delikanlılık döneminden bugüne kadar ?şimdi yaş elliyi aştı- bu derin denizin dalgalarıyla boğuşmaya, çekingen ve korkak değil, cesurca derinliklerine dalmaya, karanlık olan her şeyle didişmeye, her zorluğun üzerine gitmeye, her tehlikeye atılmaya, haklı ile haksız olanı, sünnete bağlı olanla bid?atçıyı ayırmak için her fırkanın inancını araştırmaya, her kesimin mezhebine ait incelikleri keşfetmeye devam etmekteyim. bütün bunları yaparken hiçbirini peşinen dışlamaksızın bir batıninin, batiniliğin iç yüzünü öğrenmek isterim; bir zahirinin zahiri oluşunun sonucunu bilmek dilerim; bir felsefecinin felsefesinin mahiyetine vakıf olmayı amaçlarım; bir kelamcının tartışma ve mücadelesinin amacından haberdar olmaya çalışırım; bir sufinin sufiliğinin sırrına ermeyi çok arzularım; bir abidin ibadetinden ne elde ettiğini gözetip görmek isterim; pasif bir tanrı anlayışını benimseyen bir zındığın bu görüşe cüret edişinin arkasındaki sebepleri araştırıp öğrenmek isterim.
_her şeyin hakikatini anlayıp kavramaya karşı susuzluğum gençlik çağımdan beri yüce Allah?ın mayama kattığı, doğuştan gelen bir adetim olup kendi irade ve çabama bağlı bir şey değildir. böylece taklit bağından kurtuldum ve benim açımdan daha çocuk denecek yaşta geleneksel inaçlar anlamını yitirdi. zira hristiyan çocuklarının yalnız hristiyan, yahudi çocuklarının sadece yahudi, müslüman çocuklarının da ancak müslüman olarak yetiştiğini gördüm ve hz. peygamber?den (s.a.s) rivayet edilen ?her doğan fıtrat üzere doğar; sonra anne babası onu yahudi, hristiyan veya mecusi olarak yetiştirir? hadisini işitince içimde asli fıtratla, anne babayı ve öğretmenleri taklit sonucu oluşan ve telkine dayalı inançların gerçekliğini araştırma ve bunları birbirinden ayırt etme arzusu uyandı. bu durumda hak olanı batıl olandan ayırt etme hususunda birçok ihtilaf bulunduğunu görerek kendi kendime dedim ki, benim amacım sadece her şeyin gerçek bilgisine ulaşmaktır. o halde gerçekte bilginin ne olduğunu araştırmak gerekir. anladım ki kesin bilgi, bilinenin hiçbir şüphe taşımayacak, yanılma ve hayale yer bırakmayacak, zihnin (kalb) bunlara imkan ve ihtimal tanımayacak derecede açık seçik hale gelmesidir.
_süleyman hayri bolay?ın ?felsefeye giriş? kitabında, kesin bilgiyi arama yolları başlığı altında aktarılmış bu yazı, gazzali?nin ?dalaletten kurtuluş? adıyla türkçeye çevrilen kitabından alıntıdır.
Yazının Devamı :
Yorumlar () |
|
|
|
|
|