Azarlar mıydı? Belki de… Nasıl bir cümle kurmalıydım? Nasıl? Hava donduruyordu. Burunları, kulakları kızartıyor, morartıyordu. Güneş buralara belki de bir haftadır uğramamıştı. Çukurlara yayılan sular üşümüş, omuzlarının içine göçen adamlar gibi kendi içine çekilmişti. Üstleri cam kırıklarına özenen çizikli kesikli buzlarla kaplıydı.
gözlerin bakıyordur yine bir yerlere
ve birileri kayboluyordur belki de..
o gözlerde
yine ıslanmıştır saçların
ve yine karma karışıktır aklın
bir yanın kal diyordur
bir yanın seni alıp gidiyordur
Yavuz horozları çok severmiş. Horoz sabah namazına da insanları kaldırdığı için çok mübarek bir hayvan olarak kabul edilmiş. Bir de padişahın horoz muhabbeti buna eklenince dönemin divan şiirleri dahil bütün edebiyatımız o dönemde horozla müzeyyendir. Bu vesileyle dünyanın her bir tarafından en ünlü horozlar padişahımız efendimize hediye gönderilir gönderilmesine ancak seher vakitleri Topkapı Sarayındaki horozlar topluca ötünce adeta mehter kadar ses getirirler.