Kurşun Kalem
Hokka gibi oturmak deyiminin hikayesi Yazdır E-Posta
Üye Oyları: / 1

Ben diyeyim inlerin, siz deyin cinlerin, top oynadıkları zamanmış. İn cin top oynayıp arkadaşça yaşarken, insanlar içinde epey mürekkep yalamış bir adam varmış. Aldığı eğitime rağmen, kısmetinde terzi olmak varmış; terzi olmuş o da. Ne var ki aklı mürekkeplerde kalmış. Nerede kitap, kâğıt, kalem, hokka görse içi gider, uzun uzun seyredermiş. Okuryazar olduğu için hayli takdir toplarmış çevresinde. Devlet büyüklerine arzuhal edecek olanlar, uzaklardaki akrabalarına haber uçurmak isteyenler, askerdeki evladından mektubu gelenler, tıklatırmış kapısını...

 
Firar Vaktidir Yazdır E-Posta
Üye Oyları: / 0

Bahardı. Irak’ın içlerine uzanan İpek Yolu’nun sağlı-sollu yeşilliğinin arasında rüzgârda sallanan gelincikler arasında içim titriyordu. Mazıdağı’na sapan kavşakta üç yüzün üzerinde arabanın dizildiği konvoya bakıp duruyordum. Bir buğday tarlasının içinde ben, elimde birkaç gelincik, saçlarımda oynaşan rüzgâr ve bine yakın insan… Bu diriliş mevsiminde, on beş yıl önce bu topraklardan kopartılan dedemin cenazesini bekliyorduk. Hayatın orta yerinde bir ölüm vesilesiyle toplanmıştık. Daha dün sabah İstanbul’daydım. Çocukluğumun kahramanı, hayatıma ve binlercesinin hayatına giren dedemin vefat haberiyle birkaç saat sonra Diyarbakır’a inmiş, bu sabah da buraya gelmiştim. Yıllardır görmediğim insanlar, tanıdığım-tanımadığım yüzlerce insanın içinde dedemin cenazesini bekliyordum. On beş yıldır buralarda olmayan, uzaklarda ölen bir insanın vefat haberiyle buralara kadar gelmiş yüzlerce insan ve üç yüz arabalık bir konvoyla birlikte…

 
Duyuyor musun ? Yazdır E-Posta
Üye Oyları: / 1

Gençlik gitti, yaş kemâle dayandı,
Kaç mevsim eskittin, sayıyor musun?...

 
Şöyle Garip Bencileyin Yazdır E-Posta
Üye Oyları: / 0

Şöyle Garip Bencileyin[*]
[*] BU yazının ana malzemeleri, Henry David Thoreau’nun yazılarından derlenmiştir.
Concorde’un güneyinde koyu, derin bir maviliğin kıpır kıpır oynaştığı bir âlemdir burası. Concorde mu? Memleketim. Doğduğum yer yani. Amerika’nın Doğu sahillerinde, Kanada sınırına yakın küçük bir kasaba. Beni sorarsanız, kimisine göre dik kafalı bir serseri, kimine göre ağırbaşlı bir veliyim. Ne de olsa, günlerimi şu gölün kenarında avare avare dolaşmakla geçiriyorum kimilerinin gözünde. Yoo, pek zengin sayılmam. İşte orta halli bir ailenin iki oğlundan küçüğü, Henry David’im. Ailecek kurşunkalem imal edip satarak geçiniriz. Ben de zaman zaman yardım etmiyor değilim babama. Ama ne zaman şöyle birazcık param olsa, fırsat bu fırsat deyip alır başımı dere tepe dolaşmaya çıkarım

 
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sonuç 25 - 28 Toplam 51

İstatistik

Üyeler: 3695
Haberler: 643
Linkler: 41
Ziyaretçi: 468930