|
O (Sav), Çocukların elini bırakmazdı |
|
|
|
Çocuklara gösterilecek sevginin onların kişiliklerine, karakterine olumlu etki yaptığını biliyoruz. Efendimiz’in (sas) çocukların ellerinden tutarak onları bağrına basması bize birer örnek olmalı.
Peygamber (sas) bir yerde görülmeye görsün, çocuklar hemen etrafını sararlardı. Sevgilinin Habibi, onlara o derece yakın ilgi gösterirdi ki, yanından ayrılmak istemezlerdi. O da her birinin ayrı ayrı halini, hatırını sorar, konuşur ve şakalaşırdı.
( devamını tıklayınız )
|
|
|
Hakkari'nin 40 yıllık eğitimcisi |
|
|
|
İmkânsızlık yüzünden köy enstitülerinde okuyan, Yılmaz Erdoğan’ın babasına öğretmenlik yaptığı Hakkâri’de MİT’i bile şaşırtan Aysal Aytaç, Aksiyon’a konuştu. Aysal Aytaç, 1937’de, Uşak’ın Ulubey kasabasında, yıllar boyunca camilerde hatiplik yaptıkları için Hatipzadeler olarak anılan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Daha sonraki tespitlerinden ve Uşak ile çevresinin Türkmenlerden oluşmasına binaen kendilerini Türkmen kabul eden Molla Himmet ve oğullarının ailesinde, hatiplik babadan oğula intikal eden bir meslektir. Ta ki Aysal Aytaç’ın babası Ali Bey’e kadar. Aksiyon'un haberi devamında..
|
|
|
Susarak terbiye etmek |
|
|
|
Çok konuşmak, aklî ve ruhî dengesizliğe delâlet eden bir hastalıktır. Makbul söz, en kestirme bir yolla, muhatabın kafasını karıştırmadan ona bir şey anlatan sözdür. Muhataba bir şeyler anlatabilmek için uzun boylu konuşmaya gerek yoktur ve hatta çok defa uzun bir konuşma, beraberinde bir kısım zararlar da getirir. Bir hadis-i şerifte Efendimiz (sas) şöyle buyurmuşlardır: “Ben sizi, kusurlarınızı yüzünüze vurmadan, susarak terbiye ediyorum.” Hazret-i Peygamber (sas), hiçbir sahabînin yaptığı hatâlı bir işi yüzlerine karşı söylemezlerdi: “Bana ne oluyor ki, ben sizleri böyle görüyorum!” diyerek kendilerine yanlış görmeyi isnad ederlerdi. Nasihat ederken muhatabının üzülmemesi ve darılmaması için adeta titreyen o şan-ı yüce peygamber, nezaket abidesi bir terbiyeciydi..
|
|
|
Televizyonun yetiştirdiği çocuklar |
|
|
|
Bazılarımız artık yavaş yavaş televizyonun zararlı etkileri konusunda bilinçlenmeye başlasak da, tüm dünyada 26-30 Nisan arasında, "Televizyon Kapatma Haftası" adı altında insanlara bu zararlar anlatılmaya çalışılsa da, alışkanlıklar yakamızı kolay kolay bırakmıyor. Araştırmalara göre, ülkemizde her 100 aileden 98'inin oturma odasında bir televizyon var. Yetişkinler, günlerinin en az 2-3 saatini televizyon karşısında geçiriyor. Bu oran gençler ve çocuklarda daha da artıyor. Bir çocuğun günde ortalama 3 saat televizyon izlediğini düşünürsek, bu yılda 1.100 saat eder. Bu zaman dilimi, insan ömrüne göre hesaplanacak olursa, 70 yaşına ulaşmış bir kimse, ömrünün 7-10 yılını televizyon başında geçiriyor demektir. (Klinik Psikolog Şeniz Pamuk'un yazısı için devamını tıklayınız)
|
|
|
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
| Sonuç 25 - 28 Toplam 42 |