|
Önyargıları Yenebilmek |
|
|
|
Ahmet Yapıcı
|
|
Ünlü bilimadamı Einstein bir sözünde
"İnsanlardaki önyargıyı parçalamak, benim atomu parçalamamdan çok daha zordur." der.
Önyargı zihinde yargılamak ve karar kılmaktır. Zihnimizde karar vererek mahkum etmektir başkalarını... Bilgiye dayanmadığı gibi sadece zanlara dayanır önyargı...
İnsan bilmediği şeylere, tanımadığı insanlara karşı çoğu kez önyargı ile yaklaşır. Onları dinleme, tanıma gereği dahi duymaz. Oysa böylesi bir tavır çoğu kez pişmanlıklar yaşatmaz mı bize?
|
|
|
Descartes'i anlamak |
|
|
|
Osman Doğan
|
Felsefe denince akla gelen ilk cümledir Descartes’in “Düşünüyorum o halde varım” cümlesi. Düşünmek ile var olmak arasındaki nasıl bir bağ olabileceğini, çoğu kez insanlarımız düşünmeye değmeyecek bir konu olarak görmüşlerdir. Aslında düşünmenin insanın kendisi demek olduğu, felsefesiz insanın gerçek manada insana ait özellikleri kendisinde barındırmayan bir varlık olduğu düşüncesi toplumumuzun hiçbir zaman kafa yormadığı konuların başında gelmektedir.
|
|
|
Dindarların Değişimi |
|
|
|
Ahmet Yapıcı
|
|
TESEV'in yayınlamış olduğu son araştırmanın sonuçları Türkiye'de dindarlık konusunda önemli ipuçları veriyor. İlginç sonuçların yer aldığı raporu incelediğiniz zaman dindarların değişimine ilişkin sosyolojik gerçekleri görmeniz mümkün. Uzun zamandır zihnimi meşgul eden soruların bazılarının cevabını bu raporda bir kez daha görmek doğrusu derin düşüncelere itti beni.
İsterseniz önce rapordan bazı sonuçlara bakarak başlayalım. (Raporun tamamına ulaşmak isteyenler sözkonusu kuruluşun web sayfasına bakabilirler.)
|
|
|
Ölü Topraklar |
|
|
|
Editör
|
|
Toprak, su gibi bizatihi hayatı ve canlılığı temsil eder bizim için. Ona atılan tohumlar bize hayat olarak geri döner. İnsan gibi bir tohumu toprağa gömünce ahirette o tohumun taşıdığı "mana"ya göre ya bir çınar ya da zakkum da çıkacağına inanıyoruz, iman etmişiz.
Toprağın ölüsü olmaz. O herşeyi dönüştürüp yeniden hayata katma adına dizayn edilmiştir. Bağrına aldığı herşey onun zenginliği olmuştur. Gübresinden atığına, ölüsünden dirisine, tohumundan fidanına bir şey toprağa düşmüşse toprak o şeyin değerine veya değersizliğine bakmadan onu alır, değerlendirebileceği en güzel şekilde değerlendirir ve yeniden hayatın hizmetine sunar..
|
|
|
Düşünce |
|
|
|
Şeyda Aydemir
|
|
Dünya ağlarken başlamıştı bu döngü.Yağmurda, karda üşüdüğü vakit, ısınması için secdeye kapanması yeterliydi.Çünkü orda bambaşka bir sıcaklık hissedilirdi,tarif edilemeyecek bir sıcaklık.Neydi onu secdede sarıp sarmalayan,tüm dertlerinden ,kederlerinden alıp taa uzak diyarlarda ağırlayan?
Bir gün yağmur yağdı varsayalım hangimiz kapanıp saatlerce şükrümüzü sunabildik rahmet yağdıran Mevlaya? Bir gün o yağmur içimize yağdı ılık ılık ağladık ,kalbimiz yumuşadı.Neden varolduk ,neydik? Düşündük.Dualarımıza binlerce melek amin dedi,peki biz o aminlere layık olabildik mi? Abdest aldık geçtik huzuruna istedik istedik istedik.. Nefsimizin bize müsaade ettiği yarım ağızla;hep dünyayı hep maddi olanı istedik.neyimize yarayacaktı gözümüzün gördüğü eşya, biz kör olduktan sonra?
|
|
|
Biz'den beklenenler ve yaklaşan öğretmenler günü |
|
|
|
Editör
|
|
Sanırım bundan bir asır evvel, dini duyarlılığı ve hassasiyeti olan insanlara "siz insanlara Allah'ı ve Peygamberleri, güzel ahlakı anlatacaksınız üstüne de şu kadar para verecekler size" deselerdi, herhalde hiçbiri bu duruma inanmazdı. Allah'a şükürler olsun bugün ülkemizde okullarımızda çocuklarımıza din eğitimi verilebiliyor. Elbetteki yeterli değil, ama bugünlerde bunların olabilmesinde gayret göstermişlere ne kadar müteşekkir olmamız gerektiği sanırım ortadadır. Allah gayretlerinin karşılığı fazlasıyla ötede versin inşallah.
|
|
|
<< İlk < Önceki 11 12 13 14 15 16 17 18 19 Sonraki > Son >>
|
| Sonuç 79 - 84 Toplam 113 |