Çocukluk yıllarımda bahçemizde çalışan babama azık götürdüğüm günleri hatırlıyorum. Evimizle bahçe arası en az bir saatlik yoldu. Babam işe koyulduktan sonra kendisini işinden alıkoyacak engelleri pek sevmezdi. Öğle yemeğinin vakti geldiğinde eve gelip gitmek babamı işten alıkoyacağı için babama yemeğini biz götürürdük. Vakit israfını sevmezdi babam. Kendi işini yapıyor olmasına rağmen bir ameleden daha sıkı çalışırdı. Yaptığı işi ciddiye alırdı.
Hükümdarın biri mahiyetiyle birlikte deniz seferine çıkmış. Kölelerin içinde daha önce hiç deniz görmeyen acemi bir köle varmış. Denize açılır açılmaz bu köle korkmuş ve ağlamaya başlamış. Bir yandan da zangır zangır titriyormuş. Orada bulunanlar gayret etmelerine rağmen köleyi susturamamışlar. Sonunda bu duruma hükümdarın da canının sıkıldığını gören bilge bir insan, duruma müdahale etmek için hükümdardan izin istemiş: